Klasspor - Bülent Atlas - Tüm iyi niyetlerimi birbir sorgulayıp asıyorum. Bu son olsun! yazısı

Site İçi Arama


TÜM İYİ NİYETLERİMİ BİRBİR SORGULAYIP ASIYORUM. BU SON OLSUN!

3944 Okunma


Geçtiğimiz cuma günü başkanın da artık pek sevmediği birinden telefon geldi.

Kısa bir muhabbetten sonra ardından alaycı bir tonda anlatmaya başladı.

“Sen uyu, Kayseri maçı sonrası Ümit geliyor!”

“Ya, bi yürü git!” çekmiştim telefondaki kişiye.

Başkanın Ümit Özat’ı kafasından atamadığını, “Ne yaptı da Ümit’i gönderdik” dediğini aylardır duyuyordum da bu sevginin nedenini bir türlü çözemiyordum.

Yine de içime bir kurt düşmüştü.

Bir gün sonra Hacettepe maçında başkanla karşılaştım. Hoca değişikliğini sordum.

 “Yok öyle bir şey” dedi. Çok da net söyledi.

Saf bir yanım varsa demek.

İnandım.

Kayseri maçı bitti, daha Mesut Bakkal gönderildi haberi gelmeden Ümit Özat ile anlaşıldı haberi geldi.

Doğrulatmayı denedim. Görüştüğüm yetkili abilerin bırakın Özat’ın getirildiğini, Bakkal’ın gönderildiğinden haberi yoktu.

Birçok yönetici de her zaman olduğu gibi yine internetten öğrendiler hoca değişikliğini…

Ortak akıl, ortak karar falan diye aylardır boşa konuşuyormuşuz.

Başkan söylenenlerden hiçbir şey anlamamış.

Bunu görmüş olduk.

Dün yönetim toplanmış, kararını vermiş. Kararını vermiş demek de doğru değil. Başkan, yönetim kurulu toplantısında kararını tebliğ etmiş demek daha doğrusu..

Ve sonuç…

Özat yeniden Gençlerbirliği’nde…

Sosyal medya hesaplarımdan yazdım, buradan da tekrar edeyim.

Ümit Özat’ın getirilmesi ile tecavüzcünün, tecavüz ettiği ile evlendirilmesi arasında bir fark yok. Hatta bu evlilik “Namus kurtulsun” diye yapılmıyor. Yaşananlar babanın bilgisi ve onayı ile yapıldığını gösteriyor.

BU HİKÂYE İLK DEĞİL!

2008-2009 sezonu.

Ankaragücü sezona Hakan Kutlu ile başlıyor.

7’nci hafta 5 puan alabilince Hakan Kutlu gönderiliyor.

Yerine Ünal Karaman geliyor.

7 hafta mücadele ediyor Karaman.

Hakan Kutlu’nun aldığının neredeyse 2 katı puanı topluyor.

Enteresan protestolar oluyor, takımda sabote eden futbolcular olduğunu söyleniyor.

14’ncü haftada 14 puan ile Ünal Karaman gönderiliyor yerine tekrar Hakan Kutlu getiriliyor.

Kutlu, devre arasına kadar sadece 1 puan alabiliyor.

25’nci haftada 24 puandayken Ankaragücü’nde yönetim değişiyor.

Cengiz Topel Yıldırım, başkanlık koltuğuna oturur oturmaz ilk işi Hakan Kutlu’yu göndermek oluyor.

Hikmet Karaman geliyor.

Kalan haftalarda Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş maçları var.

Herkes "Ankaragücü kesin düştü" diye bakıyor.

Taraftarın bile ümidi yok.

Karaman ile Ankaragücü bu zorlu fikstürde 9 haftada 16 puan topluyor da ligde kalıyor.

O sezon mu ne oluyor?

Hacettepe küme düşüyor, Gençlerbirliği, Ankaragücü sayesinde üçlü averajla ligde kalıyor.

Demek istediğim o ki o takımı da Hakan Kutlu kurmuştu. Kendi kurduğu takımı kurtarsın diye Cemal Aydın da tekrar göreve getirmişti.

Yönetim değişmese, Kutlu yerine Karaman getirilmese Ankaragücü o sezon kurtulabilir miydi?

Hayır…

İki kulüp arasında yaşananlar bazen o kadar ortak oluyor ki bunun da hatırlatayım istedim.

ŞAPKANDAN TAVŞAN ÇIKSIN DİYE BEKLENİYOR DA ŞAPKADA TAVŞAN YOK!

Gelelim günümüze…

Mesut Bakkal aldığı başarısız sonuçlardan dolayı mı gönderildi?

Birbirimizi kandırmayalım. İyi sonuç almasını bekleyen zaten yoktu. Başakşehir ve Beşiktaş maçı galibiyetleri bile sürprizdi. Trabzon maçının ilk yarısındaki, Göztepe ve Akhisar maçlarında oynanan futbol ise bu kadro için beklenin ötesindeydi.

Kayseri’yi zaten kadro yapısına bakınca yenmemiz başarı olurdu. Arada bir Malatya maçını kaybetmememiz gerekiyordu. Olmadı.

Mesut Bakkal süper hoca ya da çok kötü hoca demek için söylemiyorum bunu. Malzeme ortada. Şapkadan tavşan çıkması bekleniyor da şapkada tavşan yok.

“Geldiğinde, ‘takım çok iyi, ben oynatırım bu takımı, korkmayın’ dedi. Son haftalarda kadroyu karaladı, transfer istedi” deniyor. Mesut Bakkal da basın toplantısında benzer şeyleri söyledi zaten. Yalanlamadı bu iddiaları. Takımın durumunu sonradan görünce yetersiz olduğunu fark etmiş. Öyle söyledi.

Peki ben size soruyorum.

Gençlerbirliği’ne Ümit Özat’tan sonra gelmek isteyen teknik direktör ne diyecekti? “Takım çok kötü, ben bile kurtaramam, bir deneyeyim, olmadı siz bana bir milyon tazminat verir gönderirsiniz” mi diyecekti? Bunu mu bekliyordunuz gerçekten?

Bizim hayalimizde bile göremediğimiz paraları 3-4 ayda kazanabilen birisinden beklentimiz gerçekten bu mu?

KADRONUN ÇOK İYİ OLDUĞUNA İNANAN BİR BAŞKANLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Kadronun çok iyi olduğuna inanan bir başkan ile karşı karşıyayız. En büyük sorunumuz bu.

Teknik direktörü Ümit Özat ve kendinden başka kimse de buna inanmadığı halde başkan süper kadrosu olduğunu düşünüyor.

Hangi süper kadroda bütün orta saha elemanlarının özellikleri aynı olur, forvetleri aynı tip olur, bütün ataklarını bekler yapar gibi detaylara girmiyorum bile. Hiç sevmem ama kadro yapısını Ümit Özat ile teknik – taktik her türlü tartışırım. Cevap veremeyeceği onlarca soru var bu konuda.

KRAL ÇIPLAK

Meşhur bir hikâye var ya…

Bir terzi yamağı krala bir elbise dikiyor. Kral’a da “Bu elbiseyi sadece akıllılar görebilir” diyor. Kral sahneye çıkınca çocuğun biri de oradan bağırıyor, “Kral Çıplak!” diye.

Gençlerbirliği’nde de durum aynı. Bütün halk bağırıyor, “Kral çıplak, kral çıplak!” diye de bir tek başkan üstündeki elbisenin harika olduğuna inanıyor. Ortada bir elbise yok kral. Terzi yamağı birlikte kendinizi kandırıyorsunuz elbisenin harika olduğuna dair.

Ben de çok net söylüyorum. Gençlerbirliği’nde iyi bir kadro olduğunu söyleyen kişi futboldan gram anlamıyordur; ne teknik direktörlük yapsın ne de başkanlık.

Peki mesele neydi?

Kâhin olmaya gerek yok.

Kimin ne yapabileceğini artık herkes öğrendi.

Şimdi size, “Ümit Özat, her maç sonrası başkanı arayıp şu futbolcu çok iyi de Mesut oynatmadı, şu futbolcuyu yanlış yerde oynattı, şu adamı oyuna alsaydı maçı kazanırdı” diye arayıp doldurdu desem kim inanmaz.

Olması en muhtemel senaryolardan biri bu. Bu diyalogların yaşandığına da o kadar eminim ki!

ERDEM ALATAŞ DOSYASI AÇILIYOR...

Ama asıl mesele bence başka.

Mesut Bakkal geçtiğimiz hafta bir transfer listesi verdi başkana.

Çoğu bildiğimiz isimler. Gençlerbirliği ve ligi bilen, formda görünen adamlar.

Rakamsal olarak tartışılabilecek ancak alınınca katkı sağlaması en potansiyelli isimler.

Ne tesadüftür ki o günlerde İlhan başkanın da yanından ayırmadığı Erdem Alataş kulüpte gezmeye başlıyor. Mesut Bakkal da Alataş’ın kulüpte gezmesinden duyduğu rahatsızlığı herkese anlatıyor. Hatta oyuncu önermek için kendisini arayan menajerlere de “Beni niye arıyorsunuz, Erdem Alataş’ı arayın” diyor.

Erdem Alataş kulübe niye mi geliyor? Aslında hiç gittiğine dair emare yok. Baba emaneti diyenler de var, kendisinin, “Ben başkanın danışmanıyım” dediğini söyleyenler de var. Kendi söylediklerine bakılırsa zaten tamamen gönüllü yardımcı oluyor. Amme hizmeti gibi…

“Yabancı oyuncuların menajerlerini çağırdık, onlarla birlikte geldi” deniyor da pek inanasım gelmiyor açıkçası.

Erdem Alataş, çok uzun yıllardır bu kulübün en karanlık noktalarından bir tanesi. İlişki ağını çözmek gerçekten zor. Kulübe direk futbolcu getirmiyor. Çalıştığı başka menajerler üzerinden bağlantıyı kuruyor. Yıllardır bu ağın peşindeyim. Çok yakında teker teker bu kulüpteki hangi futbolcuyu hangi yollarla getirdiğini anlatacağım. Zamanında İlhan başkanı tehdit ettiği gibi beni de tehdit eder mi göreceğiz. (İlhan başkan bu tehdit konusunda zamanında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu söylemiş, ancak ne olduysa birkaç ay sonra yine yanından ayırmamaya başlamıştı.)

Ama Mesut Bakkal faktörü aradan çıkarıldığına göre devre arası transferler Ümit Özat – Erdem Alataş ortaklığı ile yapılacağa benziyor. Bu ortaklığın yaptığı 20 transfer de ortada… Gerisini siz düşünün…

Kimdir bu Erdem Alataş diye merak edenler Google'a girsin, biraz araştırsın. Mersin İdmanyurdu'nun, Eskişehirspor'un hatta çok eski yıllarda Denizlispor'un başına gelenleri, maddi olarak batmalarına neden olan transferlerde kimin etkin olduğunu incelesin. Hemen çözer meseleyi...

TÜM İYİ NİYETLERİMİ BİRBİR SORGULAYIP, ASIYORUM. BU SON OLSUN!

Şubat ayından beri kendimin bile şaşırdığım seviyede iyi niyetli davranmaya çalıştım. Ölümler bazen dünyaya daha pozitif bakmaya zorlar insanı.

İlhan başkanın vasiyeti oğlunun başkanlığı idi, ilk dönem destek olmak lazım dedim. Herkes pozisyon alma derdindeyken ilk desteği ben verdim.

Eylül ayına kadar sanki eleştirilerimin odağı Murat Cavcav’mış gibi önce tesislere giriş yasağı aldım, olmadığım ortamlarda kendisinden tonla küfürler yedim, yazılarımı şunun bunun yazdırdığını söyledi. Ümit Özat’ı eleştirmek için birilerinin doldurması gerekiyormuş gibi bir de bu yazıları yöneticilerden biri mi yazdırıyor diye yönetim kurulu toplantıları yapıldı. En ağır küfür de bu oldu. Özat gittikten sonra “Sen böyle böyle yaptın” bile demedim.  

Transferleri Ümit Özat’ın yaptığını, acemiliğini ve iyi niyetini kullanarak başkanı kandırdığını düşündüm. Ümit Özat’ı göndermesinin ikinci şansının başlangıcı olduğunu yazdım, çizdim. Başkanı eleştirirken kelimelerime özellikle dikkat ettim.

Muhalif hareket başladı, herkes benim muhalif cephede yer alacağımı düşünürken oradaki arkadaşlarımı bile kırma pahasına kulüpten yana yer aldım, iki tarafta ne olduğunu kaleme aldım.

Mesut Bakkal geldiğinden beri, “Başkan hatasını anlamıştır, ilk yarı ne kadar puan varsa alalım, devre arasında transferler yapılır, takımı toparlar” diye sustum. Onlarca, yüzlerce, “Niye susuyorsun?” eleştirilerine, Gençlerbirlikliliğimi sorgulama çirkinliklerine, atılan yüzlerce mesaja rağmen sustum. Kendileri yönetimdeyken gıkları çıkmayanlar muhalefete geçince benim suskunluğumdan suç ortağı olduğuma dair mesajlar bile gönderdiler.

Artık susmak yok. İyi niyet kredilerinin hepsini Ümit Özat’ı tekrar getirerek başkan harcadı.

Tesislere giriş yasağım bugün hemen koydurabilir. Ben şerbetliyim yasaklara. Zaten Ümit Özat olduğu sürece o kulübe adım atmam.

Başta Erdem Alataş dosyası olmak üzere ne var ne yok ortaya dökülecek. Rahmetli İlhan Cavcav dönemi de dahil. Sadece Klasspor’da değil çıktığım televizyon programlarında da neler döndüğünü teker teker anlatacağım. Ümit Özat’ın medyadaki sevgili dostları şimdiden hakkımda araştırmalar yapabilir, bulamadıklarını gerçekmiş gibi saatlerce anlatabilirler.

Artık Murat Cavcav ve yönetim tarzına iyi gözle bakmıyorum. Artık kulübün iyiliği için susmuyorum, kulübün iyiliği için daha çok yazacağımı buradan söylüyorum. 

Yeri gelince kulüpler de en çok yönetenlerden korunmak zorunda bırakılıyor. Şimdi tam da o zamanlardayız.

Alınmaca, gücenmece yok.

Özat olmadan devre arasında gönderilecek yabancılar “Kötülerdi, gönderilmeleri lazımdı. Olan oldu” olarak bakılabilirdi. Artık her giden futbolcu için ödenen paranın hesabını vermeleri gerekecek.

Transfer sayacı Ümit Özat’sız sıfırdan başlayabilirdi. Artık 20’den başlayacak. Sürekli konuşulan bu kulübün yaptığı sayısız transferler, ödenen ücretler ve takımın puan durumundaki yeri olacak. Devre arasına kadar alınabilecek iki üç galibiyet de bu manzarayı değiştirmeyecek.

BAŞKAN BU TEPKİLERİ GÖZE ALMIŞ OLMALI

Başkan kendi başına binlerce kişinin karşı olduğu bir kararı aldığına göre gelebilecek tepkileri de göze almış olmalı. Sadece benim değil tüm Gençlerbirliği camiasının ve futbolseverlerin tepkisine ve eleştirilerine hazırlıklı olmalı. Eğer bunun farkında değil ise bambaşka bir yönetim zafiyeti ile daha karşı karşıyayız demektir.

Şimdi Murat Cavcav daha önce söylediği 20 milyon TL’yi mi veriyor, rakamı 50’ye mi çıkarıyor, devre arasında Ümit’i gönderip Mesut Bakkal’ı ödenene mahsuben geri mi getiriyor, geçen sezon devre arasında aldıklarını sezon sonu gönderdiği gibi sezon başı aldıklarını devre arasında gönderip yeni 15 tane Çin 2’nci liginden mi adam getirecek bilmiyorum.

Bildiğim şu ki bu takımın bu şartlarda ligde kalması artık mucizelere bakar.

Takım 18’nci sırada ve geçen sezon ligin en az gol yiyen takımlarından biri iken bu sezon en çok gol yiyen takımlarından biri oldu.

Son yılların en kötü Gençlerbirliği ile değil son yılların Süper Ligdeki en kötü takımı ile karşı karşıyayız. Bunu sadece ben değil Gençlerbirliği'ni takip eden herkes söylüyor.

Ve Gençlerbirliği’ni kurtarması için takımı bu hale getiren adamı geri getirme garabetini yaşıyoruz. Çünkü para almayacakmış. Kendi hatasını kendi düzeltecekmiş. Ona güvenmemiz gerekiyormuş.

Bu cümle bile en kısa fıkra yarışmasında derece yapar nitelikte.

NEDEN TAZMİNAT ÖDENMİŞTİ?

Ümit Özat sonrası normalleşme sürecinde bazı şeyleri sorgulamayı atladık. Bu rezalet tablonun baş mimarı Ümit Özat'a bu kulüp ne kadar tazminat ödemişti? Kulübün kaderi ile oynayan bu adama "Bedava" geldi diye teşekkür etmemiz gerekiyor mu? 2 gün sonra yine göndermeniz gerektiğinde ne kadar tazminat ödenecek? Akılda deli sorular.

Misal Ümit Özat olmadı, gönderildi. Bu sefer de Mesut Bakkal'ın aldığına mahsuben onu mu göreve çağıracağız?

Yıllar, yıllar önce Ankaragücü için yazmıştım. "Allah, Ankaragücü'nü Ankaragüçlüler'den korusun" diye. Şimdi aynı şeyi "Allah, Gençlerbirliği'ni Gençlerbirlikliyim diyen hocalardan korusun" diyorum.

ÜMİT ÖZAT, REİSİ İLE OLAN FOTOĞRAFINI NEDEN KALDIRDI?

Büyük ihtimalle Ümit Özat’a “Kimse ile kavga etmiyorsun, uslu çocuğu oynayacaksın” dendi. İlk açıklamaları zaten o yönde. Ama asıl enteresan olanı Özat’ın geçen ay instagram hesabından paylaştığı Sedat Peker fotoğrafını Gençlerbirliği’ne geri gelmeden birkaç gün önce kaldırmış olması. Bu da tarihe not düşsün…

Facebook Yorumları
Facebook üzerinden yorum var.
Site Yorumları
YORUM YAZ
Adınız:
Yorum:
Okuyucularımızın görüşleri bizim için çok önemlidir.
İçinde küfür, hakaret, tehdit, aşağılama bulunmayan; aynı bilgisayardan farklı isimler ile yazılmayan tüm yorumlar yöneticilerimizin onayından geçtikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.
8
Faruk
26 Kasım 201713:39
Abi bu ümit denen adam mersinde çalışırken futbolculardan toplanan galibiyet ()primlerini topladı ama kimseye dağıtmadan cebine indirdi,o dönem ben orada çalışıyordum bizlere 1 kuruş vermedi. Dönemin yöneticisi vedat yüksele eski hakem sorabilirsiniz
7
MSoylu
25 Kasım 201711:57
Kalemine sağlık kardeşim.
6
Abdurahman Kirmizi
25 Kasım 201710:34
Kisisel iliskilerin mevzu bahis edilmesini dogru bulmasamda her kisiye anladigi dilden konusmanin gereginede inanirim.
5
Alantor
25 Kasım 201702:59
Çok güzel yazmışsınız. Kaleminize sağlık.
4
tufan
23 Kasım 201712:37
Bülent abi futbolcu olsan gol kralı olurdun. Topu ayağına bekliyorsun, bekliyorsun vole ile her seferinde kaleye sokuyorsun. ALKIŞLIYORUM
3
Mali
23 Kasım 201709:12
Bülent abi,sen bir harikasın.
2
Gençlerbirlikli06
22 Kasım 201722:40
Taraftar olarak her türlü desteğimiz sizinle Bülent bey. Çok güzel bir yazı olmuş.
1
GB
22 Kasım 201712:38
Bülent ellerine sağlık. Uzun yazının anafikri Erdem Alataş. Kulüpte Başkan olmadığının ispatı da; kendisine oyuncu tavsiye edenlere Erdem Alataş'ı adres göstermesidir. Bu kadar yanlış transfere rağmen hâlâ adresi şaşırmaması ibretlik sonuçtur !
BÜLENT ATLAS



Yazarın Diğer Yazıları