Site İçi Arama


ANKARAGÜCÜ'NÜ ANLAMA KILAVUZU...

4707 Okunma


Ankaragücü taraftarı bu şehrin cefakarlarıdır.

Bu şehrin zor şartlarda çalışan emekçileri, zor  şartlarda yaşayan insanlarıdır Ankaragüçlüler.

Hayatlarında tutunacakları tek dalları Ankaragücü’dür.

Takımları ezilmiştir, sahipsizdir.

Şehrin yöneticilerinin tarumar ettiği bir kulübe büyük bir aşk ile sarılmaları, 2.ligde bile on binlerce kişiye oynaması bundandır.

Bir çoğunun sahip olduğu bir evi bile yoktur ama kocaman aşkları vardır. Ona sahip çıkmak için didinirler yıllardır.

“Eyvallah” ları yoktur.

Etmeleri için nedenleri de yoktur zaten.

5-6 sene öncesinde Beşiktaş’a kafa tutan Ankaragücü, bugün 2 alt ligde Kastamonu’ya yenilirken kime neden “Eyvallah” diyeceklerdir ki?

Fazla gri bölgeleri de yoktur.

Ya seviyorlardır ya sevmiyorlardır.

Ama vefalıdırlar.

Kendilerine yapılan iyiliği de unutmazlar kötülüğü de...

Yapılan iyiliklerin başlarına kakılmasını da pek sevmezler onun için...

Futbolun kendisinden çok Ankaragücü’nü severler...

“Ankaragücü yoksa futbolun da bir anlamı yoktur” onlar için...

Bir topun peşinde 22 adamın koştuğu bir oyunu sevmelerinin en büyük nedeni o oyundaki 11 adamın Ankaragücü forması ile sahada olmasıdır.

Formül bu kadar basittir.

Maç içindeki futbolu maç sonrası çok sorgulamazlar.

Önemli olan kazanmış olmaktır. Oynanan futbol kötü bile olsa kazanılan 3 puan, bir babanın o gün evine ekmek götürebilmesi gibi mutlu eder Ankaragüçlüleri.

Sahadaki futbolun kötü olduğunu sorgulayan gazetecilere bile kızarlar yeri gelince.

“Kazanmışız işte neden neşemize neden limon sıkmak istiyorsunuz” derler...

Biz yerel gazeteciler de taraftarın bu hassasiyetini bilerek kalemimizi sallarız.

Tepkiden, korkmaktan çok onların tabiri ile “Neşelerine limon sıkmamak” için kelimeleri daha doğru seçmeye çalışırız.

Ama en sert eleştirileri yapan bir adam bile olsan 19 Mayıs Stadyumu’nda her tribüne gönül rahatlığı ile girer, maçı seyredebilirsin.

Bilirsin ki Ankaragücü taraftarı tepkili de olsa misafiri olana kötü davranmaz. Dostça uzatılmış bir eli bükmezler.

Ankaralı olduğu için Seymen, Hacettepe ruhundan geldikleri için kabadayıdırlar.

Külhanbeylik değildir Ankaragücü taraftarının yaptığı. Yeri gelince racon da kesmeyi bilir yeri gelince ceza da....

Vefalıdır dedim ya. Boşa demedim. Veli amcasını da unutmaz, şehit taraftarlarını da.

Pek çoğu Ankaralı olmasa da Ankara’ya yerleşmiş, Ankaralı olmuş, Ankara’nın değerlerine sahip çıkmışlardır.

Ankaragücü sayesinde Ankaralı olmuşlardır hatta. Ankaralı olduğunu hissetmiştir bazıları Ankaragücü sayesinde.

O şehirli olmak için o şehrin takımını da tutmak yazılı olmayan kurallardandır...

Gençlerbirliği taraftarı ile bir dertleri yoktur.

Yıllarca birlikte maç izlemiş, birlikte sevinmiş, birlikte üzülmüşlerdir.

Atışsalar da bazen bir hoca yüzünden kavga da etseler bu şehrin öz kardeşleridir.

Yaş bakımından, sayıca çok olmaktan kendilerini şehrin “Abisi” olarak görürler.

Gençlerbirliği taraftarı da pek rahatsız olmaz bu durumdan.

Birbirlerini yok saymazlar. Lafla atışırlar en fazla.

Kavgası, gürültüsü olmaz.

Şehrin iki yakasının iki ayrı çocuğudur Ankaragücü ile Gençlerbirliği.

Ankaragücü ailenin çalışan abisi. Gençlerbirliği okumuş çocuğu gibi...

Ankara Demirspor’u da Etimesgut Belediyespor’u da severler.

Telekom maçına da giderler, Halkbank maçına da.

Bazen grup olarak giderler, bazen birey olarak.

Ama orada olurlar.

Hiçbir zaman bir Ankara takımına karşı başka şehrin takımını tutmazlar. (Bursa maçları hariç)

Osmanlıspor ve türevlerini Ankaralı olarak görmezler.

Yapmacık gelir onlara. Samimi gelmez.

Yapmacık takımların sözde başarılarından onun için keyif almazlar. “Ankaragücü varken bunların oralarda ne işleri var” diye içlerinden geçirirler.

Başarıya açtır Ankaragücü taraftarı...

Tribündeki taraftarların büyük bir kısmının hayatta bile olmadığı 1981’de Bolu’da aldığı Türkiye kupasının üzerine bir başarı görmek isterler. “Biz göremedik bari çocuklarımız görsün” diye dua eder orta yaş üstü olanları...

Bu başarı açlığı ile bazen hata da yaptırır.

Karşı kıyıdaki güzel günler için sırtlarında akrep bile taşırlar. Akrep’in doğası gereği onu sokacağını tahmin etmelerine rağmen bir umutla sırtlarına alırlar ‘akrep’i...

Denizin ortasında akrep sokar. Geldiği kıyıya doğru tekrar kulaç atmaya çalışırlar ama artık çok geçtir. Dev dalgalara karşı mücadele etmesi gerekir.

“Denize düşen yılana sarılır” misali batmamak için ne buldularsa sarıldılar...

Doğanın kanunu gibidir Ankaragücü’nün yaşadıkları...

Hele son 7 yılda yaşadıkları ilgili film çekilse “Dram” dalında Oscar, kitap yazılsa Nobel alır...

Bu kadar başarısızlığa, zorluğa rağmen çocuğu "Dayısına uymasın, Ankaragüçlü olsun" diye uğraşır...

Çocuğunun Ankaragüçlü olması, büyüyünce birlikte maça gitmesi en büyük hayallerindendir.

Kendi solcu, oğlu milliyetçi olabilir. Gayet iyi anlaşabilirler. Bu durumu gayet demokratik bir şekilde sindirebilir.

Ama o çocuk Fenerbahçeli olamaz. Onu sindiremez işte...

O konuda demokrasi işlemez...

“Böl, yönet” taktiği Ankaragücü’nde işlemez.

15 tane farklı tribün grubu da olsa birinin başına bir şey geldiğinde hepsi bir olmayı becermiştir.

Yazılı olmayan bu kurala uymayan tribün grupları en güçlü olduğu zaman bir bakar ki yok olmuş.

İsim vermeye gerek yok. Hafızaları tazeleyin hemen anlayacaksınız neden bahsettiğimi...

Bir köşe yazısı ile bu camianın tüm şifrelerini anlatmamı beklemeyin. Mümkün değil zaten.

Bir kaç saatte aklıma gelenleri kaleme aldım o kadar.

Şimdi asıl konuya gelelim. Peki ben bunu neden yazdım?

Hemen anlatayım.

Ankaragücü taraftarını anlamak için bu analizleri doğru yapmak gerekiyor...

Çünkü Ankaragücü taraftarını anlamadan Ankaragücü yazıp çizersen, yönetmeyi denersen bocalarsın.

4 senedir Ankaragücü’nü yöneten Ankaragücü yönetimi gibi bocalarsın.

Kastamonu maçı sonrası Yiğiner’in açıklamalarını okuduğumda 4 yıldır bu kulübün başkanı olmasına rağmen yönettiği camiayı hiç tanıyamadığına kanaat getirdim.

Taraftar ile kavga ederek, her kötü sonuçtan sonra gelebilecek en ufak protestoda taraftara “Çapulçu, avantacı, küfürbaz” diyerek, maça girişlerini engelleme tehdidi savurarak bu kulübün şampiyon olamayacağı artık fark edilmeli.

3 maçta 3 galibiyet aldığında da, peş peşe 3 maçı kaybettiğinde de, geçen hafta liderken de aynı şeyleri söyledim.

Camia "bir olmadan" bu başarı gelmez...

Bunu artık anlayın.

Kavgayı, gürültüyü, tehdidi, camiayı 3-5 çapulcu ve diğerleri diye ayırmayı bırakıp sahiplenmek gerekiyor. Her ayrıştırıcı açıklama; tüm taraftarın yönetime doğru cepheleşmesine neden olduğunu artık fark edilmeli.

Bu doğru yol değil.

O açıklamalar ile günlük mağlubiyetlerin belki üstünü örtmeyi, belki  futbolculara ve teknik heyete moral vermeyi deniyor olabilirsiniz ama

Kutuplaştırıyorsunuz...

Her kutuplaştırıcı ve öfke dolu açıklama kulübü hedeften bir adım daha uzaklaştırıyorsunuz.

Yönetimi sevsin ya da sevmesin hiç bir Ankaragüçlü içinden bile olsa “Yiğiner ve yönetimi varken başarı gelmesin” demez. Bunu Ankaragücü’nü seven kimse aklından bile geçirmez.

Bu açıklamalar ve sözler ile yavaş yavaş bu cümlelerin kurulmasına neden olursunuz. Bunu istiyor olamazsınız...

Bu sene de başarılı olamazsanız yaşanacak hayal kırıklıklarını telafi edemezsiniz.  Size duyulan güveni ve ümidi tamamen kaybedebebilirsiniz.

Bunu bilerek  çalışmak zorundasınız. Taraftar ile kavga ederek kulüp yönetmek yerine taraftarsız bir kulüpte de başkan olabilirdiniz. Ama sizi Ankaragücü başkanı olmaya iten nedenin bu büyük camia olduğunu bence hatırlamalısınız.

Ligin 15’inci sırasındaki takıma 15 bin kişi önünde yenilmiş, liderlikten olmuş bir kulübün taraftarının maç sonrası “Gözlemci raporlarına bile girmeyecek” bir bağırışı nedeni ile sayfalarca açıklama yapmak yerine “Taraftarımızı bugün biraz üzdük. Bu bir yol kazası sayılsın. Oyuncularıma güveniyorum, önümüzdeki maçlarda aslanlar gibi mücadele edip bu kaybı telafi ederek liderliği tekrar kucaklayacaklardır” deseniz, ikinci yarıda yenik durumdaki, maç sonrası 2 farklı yenilmiş takımı tribünlere çağırıp alkışlayan taraftarların gönlünü alabilirdirdiniz.

Ama tam tersini yaptınız.

Ortada bir suç varmış gibi, sanki suç bastırıyormuş gibi, hakem hatası ile maç kaybetmişsiniz de maç sonrası sinirle federasyona, hakemlere saydırıyormuş gibi yine taraftara yüklendiniz.

Geçen senelerde yaptığı hatalardan bir benzerine daha imza attınız.

Ankaragücü taraftarı ile belki de en rahat anlaşabilecek bir başkan ve yönetimin ortak müşterek olan Ankaragücü noktasında buluşmak yerine savaşmayı tercih etmesini şaşkınlık ile izliyorum.

Ankaragücü’nde ortamın gerilmesinden rakip kulüpler hariç kim mutlu olur anlamaya çalışıyorum.

Anlayamıyorum..

Bir neden bulmaya çalışıyorum.

Bulamıyorum....

Sülalesinin tamamı Ankaragüçlü olan, 5 yaşından itibaren neredeyse tüm iç saha maçlarına gitmiş olan benim anlayamadığım bu noktayı biri açıklayabilirse çok sevinirim. Ankaragücü maçlarına son 5 senedir gelen biri bile olsa olur...

Facebook Yorumları
Facebook üzerinden yorum var.
Site Yorumları
YORUM YAZ
Adınız:
Yorum:
Güvenlik
Okuyucularımızın görüşleri bizim için çok önemlidir.
İçinde küfür, hakaret, tehdit, aşağılama bulunmayan; aynı bilgisayardan farklı isimler ile yazılmayan tüm yorumlar yöneticilerimizin onayından geçtikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.
23
TAHSİN ATLAS
16 Aralık 201616:26
HELAL KARDESIM ÜÇ SAYFADA SÜPER ANLATMISSIN İÇİMİZDEN GEÇENLERİ
22
kenan Üzer
12 Aralık 201616:08
Olayın farkındasınız tebrik ederim... Yönetim inşallah dikkate alıyodur
21
Selahattin
12 Aralık 201601:35
Ankaragücü eski parlak günlerine geri dönecektir. Buna tüm kalbimle inanıyorum.
20
bu kadar
9 Aralık 201601:12
55 yıldır tribündeyim bana ankaragücü'nü anlat deseler bu kadar güzel anlatamazdım. tebrik ederim bülent atlas harika anlatmışsın bizi. yönetimde bu yazıdan dersini alması lazım. almazsa kendi sonlarını hazırlarlar
19
hasanyuksel
7 Aralık 201614:25
beraber ,birlikte, omuz omuza şampiyonluğa not:Ankaragücü taraftarı bu kadar net ilk defa anlatılmıştır.
18
bu yazıyı
6 Aralık 201619:48
ancak gerçek bir ankara güçlü ve türbüncü olan birisi yazabilir meriç abimizinde dedigi gibi ankara gücü tarihinin tam anlamıyla yansıtıldığı bir yazıdır büleny bey kaleminize sağlık tüm ankara güçlülere ve meriç abimize selamlar
17
Mehmet Ali Cici
6 Aralık 201618:15
Oldukça iyi gözlemler teşekkürler bazı kabullenemeyecegimiz tesbitler var belkide dışardan bu izlenim vermiş olabilr. Ankaralinin ekmegini yiyen siyaseti olsun,büyük şirketler olsun Ankaragücü ne destek vermek zorundalar Türkiye Cumhuriyeti varlığının bu günlere gelmesine direnişin sembolü Ankaragücü bu unutulmamali.malesef ülkemizde olması gereken ler değil olmaması gerekenler oluyor Üzücü Ankaragücü bu olumsuzlukları Gecekonduda yetişen emekçi vefalı taraftarıyla yeneçek o gün geldiğinde Ankaragücü bugün olduğu gibi yine paylasilamayacak. TEK BÜYÜK ANKARAGÜCÜ VE TARAFTARI.
16
av.yaşar
6 Aralık 201614:55
Bülent bey elinize sağlık bu yazı belliki uzun araştırma ve gözlemlemelerle ortaya çıkmış taraflı yayıncılığınızdan ve her zaman ankara futbolunun yanında olduğunuzdan dolayı size ve ekibinize teşekkürler elbet bir gün birileri bu yazıları okurda anlar
15
DELİ OKUR
6 Aralık 201614:51
“Denize düşen yılana sarılır” misali batmamak için ne buldularsa sarıldılar... BUDUR +1910
14
DELİ OKUR
6 Aralık 201614:50
Her kutuplaştırıcı ve öfke dolu açıklama kulübü hedeften bir adım daha uzaklaştırıyorsunuz. KUTUPLAŞACAK KİM VARKİ ? BİR TARAFTA ANKARAGÜÇLÜLER BİR TARAFTA KULÜBÜN SAHİPLERİ BUNDAN BAHSEDİLİYORSA ZATEN BAKIŞLAR VE KUTUPLAR FARKLI
13
DELİ OKUR
6 Aralık 201614:48
Ankaragücü taraftarı ile belki de en rahat anlaşabilecek bir başkan ve yönetimin ortak müşterek olan Ankaragücü noktasında buluşmak yerine savaşmayı tercih etmesini şaşkınlık ile izliyorum. CÜMLESİNDEKİ İNCELİK NEDİR ?
12
doğrudur...
6 Aralık 201614:47
biz Ankaragüçlüler için yazılmış gerçek bir yol gösterici yazı olmuş her kelimesi doğrudur. imzalarız umarım ilgili kişilerde okur stokholm sendromundaki ankaragücü taraftarının daha fazla kalbi kırılmaz
11
murat taşbaş
5 Aralık 201623:09
SEVGİLİ MERİÇ AĞABEYİN HİSLERİMİZE TERCÜMAN OLDUĞU BİR ORTAMDA YORUM YAPMAK BİZE YAKIŞMAZ
10
valaha
5 Aralık 201619:48
bu takımı benden başka kimse anlayamaz 35 senedir maça giderim hiç bir başarımız yoktur kimse ümitlenmesin bunlar 1, lige çıkamaz sadece pazar günü eğlence olsun diye takılıyorum hiç ümidim yok hepsi vurdum duymaz ordosu
9
Batıkentli Ankaragüçlü Baboş....
5 Aralık 201619:16
Sn.Bülent bey kaleminize ve yüreğinize sağlık...Okurken Ankaragücüme hem Ağladım Hemde duygulandım.Tüylerim diken diken oldu.Hislerimize tercüman olduğunuz için size sonsuz teşekkürler...Selam olsun Dünyanın en vefakar ve Cefakar Büyük Ankaragücü Taraftarına...Başarı gelecekse siz Taraftarı yok sayamazsınız.Taraftarı küçümseyemezsiniz...Ters Teper... Mücadelemiz Sevdamız Sensin Büyük Ankaragücüm...
8
Ankaragüçlü
5 Aralık 201618:37
Alınan mağlubiyet kötü, takım defansta başarısız, eyvallah. Ancak ofans futbolu tercih eden takımlarda maalesef savunma 2. planda kalıyor. Takımda kötü oynayan veya gününde olmayan futbolcular da vardı. Taraftarın 3. golden sonra ettiği küfürlerin Ankaragüçlü futbolculara yönelik olduğunu düşünmüyorum. Sevinci abartan Kastamonusporlu futbolculara dönük diye düşünüyorum, düşünmek istiyorum. Ankaragücünün gerçek taraftarı futbolcusuna küfretmez, en azından formaya, armaya olan saygısından etmez, etmemeli. Eğer ben yanlış düşünüyorsam yanlış yapılmış demektir. Ancak başkan da daha yapıcı konuşmalı, eleştirileri gözardı etmemeli. Küfür varsa tepki vermesi normal. Lider olan takım bir maç kaybetti diye böyle yaparsak, bu yolun sonunda mutlu tabloyu göremeyiz. Şampiyonluk ancak birlik ve beraberlik ile olur. Bu mağlubiyetten herkes üzerine düşen dersi çıkarmalı. Hoca, başkan, futbolcular, taraftar...hepsi birden nerede hata yaptık diye sorgulamalı ve hatasını düzeltmeli, ancak o zaman şampiyonluk gelir..
7
mamaklı
5 Aralık 201617:36
yani en ufak olumsuzlukta küfür ve hakarete sessiz mi kalınsın. ya bırakın "göz yaşı" muhabbetini. Ankaragücü 2. ligte buradan çıkmanın yolu birlik ve beraberliktir. Yazı iyi niyetli değil. herkes aklını başına almalı. yoksa yazıdaki gibi akıl veren çok olur.
6
Dervis
5 Aralık 201612:44
Iyisi, kotusu ile biz bir aileyiz hep oyleydik. 5 parmagin herbiri farkli ama hepsi parmak iste. Hayatimiz dunyanin hangi cografyasinda olursak olalim hep Ankaraya Ankaragucune endeksli oldu.Iki yorum assagida cocukluktan ve genclige adim attigimiz gunlerde Ankara sokaklarini arsinlayip 36 sene once tribunleri doldurdugumuz eski dost isimleri gormek hic sasirtici degil. Cunku Ankaraguclu olmak oyle birsey. 3 senede bu DNA yi alip cozmek hele bu gunun kuluplerin buyuklugunun parayla olculdugu sartlarinda mumkun degil. Ankaragucluyu kendisi yapan ezilmeyi kabul etmemesi, ozellikle Bizansa karsi dimdik durusudur, Ankaragucu hala of Kurtulus savasindaki sehittir ruhen. Ankaranin degil dunyanin neresinden gelirse gelsin Ankaragucuyle kardesiz biz kimse tek Ankaragucluye parmak dahi uzatsa en kalantorumuz ceketini atar girer . Sessiz bir yemin gibidir Ankaraguclu olmak sadece maca gitmek degildir.Simdi gel bunun manasini yasamamis bir adama Ankaraguclu olmayi anlat.Yazin icin emek ve kalemine saglik Bulent kardes.
5
mercan
5 Aralık 201612:32
53 Yaşındayım, nedense okurken göz yaşlarıma engel olamadım. Yazılanları yüreğimde hissettim. Ben kamuda çalışan aklı başında bir insanım bu camiadan hiç kimse 3-5 çapulcu diye ayrıştırılamaz, bu camianın taraftar profili bu, iş adamı da var, memuru da var, işsiz olanı da var. Aslında bütün takımların taraftarı böyle. Yönetmek isteyenler tercihini taraftarı olmayan bir takımdan yana yapabilir, hem bu takımın sayesinde prestij kazanacaksınız, sizi bütün Türkiye tanıyacak, hem de taraftarını beğenmeyeceksiniz. Bu beğenmediğiniz taraftarı arkasına alan yönetici yapmak istediğini yapar.Bir insanın evlatlarının hepsi istediği gibi olmaz, ama hepsi evlattır. Bazılarını dışlayamazsın hepsini sevmek zorundasın.
4
BURAK
5 Aralık 201612:28
GÜZEL YAZI ELİNE SAĞLIK
3
veli
5 Aralık 201611:22
Kalemine sağlık. Bir maçı, bir sezonu değil; hatta bir takımı da değil, bir aileyi anlatmışsın. Ankara ailesini. Ankaragücüyle, Gençlerbirliğiyle, Osmanlısporuyla...
2
ihsan ivaz
5 Aralık 201610:47
tebrikler kalemine sağlık çok güzel yazmışsın
1
Meriç Enercan
5 Aralık 201610:24
Son yıllarda okuduğum, en başarılı, en güzel Ankaragücü yazısıydı... Meslek yaşamının 35 yılını Ankaragücü yazmış, Ankaragücü'nü tarifsiz seven biri olarak, ellerine; kalemine sağlık Sevgili Bülent...
BÜLENT ATLAS



Yazarın Diğer Yazıları