Site İçi Arama


EN KOLAY DEPLASMAN GALİBİYETLERİMİZDEN BİRİYDİ

2820 Okunma


Maç günü arabaya atladık ve tabelalarda “Mersin Stadyumu” nette ise Mersin Arena olarak geçen stadyuma doğru yol almaya başladık. Stadı uzaktan gördüğümüz ilk an arabadan indik ve bir selfi çekelim dedik ama Ural stadı almayı unuttu. Bol kahkahalar arasında “sağlık olsun” dedik ve yolumuza devam ettik.

Stadyuma ulaştığımızda ilk dikkatimi çeken şey, stat çevresinde yer alan ve içeriyi gösteren transparanımsı “yapı”ydı. Mersin’deki sıcak hava koşulları nedeniyle rüzgâr dönüşümü olsun diye böyle yaratıcı bir fikir bulduklarını düşündük ama malum burası Türkiye, hiç alakası da olmayabilirdi! Kısacası karar veremedik.

Biletleri ayarlayıp girişe geldiğimizde Adana’lı bir polis memuru ve Mersinli bir taraftarla bol bol laklak ettik. Ve sonunda tribünde yerimizi alıp stadyumu incelemeye başladık.

Deplasman tribünü tıpkı Kayseri’deki Kadir Has’ta olduğu gibi üst katta yer alıyordu. Alt katın tamamı ev sahibi takıma aitti.

Mersin İdman Yurdu’nun ligdeki konumu nedeniyle tribünlerde çok çok az sayıda futbolsever bulunuyordu.

Deplasman tribüne giren ilk taraftarlar bizlerdik. Bizden sonra doğma büyüme Batmanlı ama Gençlerbirlikli olan Veysel, İrfan Can’ın bir akrabası ve onun arkadaşı ve son olarak da Ankara’dan diğer arkadaşlar geldiler.

Sakatlıktan kurtulan Uğur’un takıma dönmesi, cezalı olan Ahmet Oğuz yerine Hakan Aslantaş ve Hleb’in yerine de Landel’in ilk 11’de yer aldığı kadro Mersin Arena’ya çıkarken hepimizin aklından, rakibin de durumunu düşünerek, galibiyet geçiyordu.

Maçın ilk dakikaları ortada geçtikten sonra 17. dakikada Djalma’nın kendine atılan topu güzel bir şekilde önüne alıp sürdükten sonra soldaki Stancu’ya çıkartması ve onun da topu filelere göndermesiyle tribünde çılgına dönüyorduk. Başak bana dönüp, “Stancu atacak demedim mi?” diye sordu. Gerçekten haklıydı!

Golden sonra maç yeniden orta sahada nüfus ederken, Welliton’a atılan nefis bir ara pası tüm defans oyuncularımızın adeta “belini kırıyordu.” Brezilyalı oyuncu ceza alanına girdiğinde topu, yerden üzerine doğru kayarak gelen Hopf’un soluna doğru attı ve kalecinin ayaklarına takılıp yere düştü. “Eyvah!” desek de hakem devam kararı verdi. (Maçtan sonra televizyondan maçı izleyen arkadaşlarla ve kendi aramızda sürekli bu pozisyonu konuştuk. Çünkü hem kırmızı kart hem de penaltı olabilirdi ve genel kanı da hakemin pozisyonu atladığı yönündeydi. Mersin adına üzüldük!)

İlk yarının uzatma anlarında Landel, Djalma’ya nefis ötesi bir ara pas uzattı ve o da ceza alanına girip sabit bir şekilde “kale koruması” yapan kaleciyi avlamakta zorluk çekmedi. Takım soyunma odasına giderken en rahat deplasmanlarımızdan birini izlediğimiz konusunda hemfikirdik.

İkinci yarının ilk dakikalarında Mersinliler oyunu sertleştirerek tribün desteğini kazanmak ve ipleri ellerinde tutmaya çalışsalar da hatasız defans yapan Alkaralar buna izin vermediler ve kısa bir süre sonra oyunu dengeleyip topu ayaklarında tutmaya ve kontra ataklar yapmaya başladılar.

Baskı yediğimiz bölümde, sakatlanan Ahmet Yılmaz Çalık yerine oyuna giren ve ilk kez Gençlerbirliği formasını giyen Sergey Politevich önemli 2-3 hamle yaparak hepimizin gönlümüzü kazandı.

İrfan’ın bası yaptığı ve topu kazandığı bir pozisyonunda tribündeki akrabası yanındakine, “Aldı be! Helal be!  Vur be!” diye tempo tuttuktan sonra oyuncunun şutu dışarıya çıktı. Bunun üzerine bize döndü ve “amcasıyım ya, övüneyim biraz!” dedi ve kahkahayı bastı. Gülüştük.

Maçın son bölümünde Mersin İdman Yurdu iyice oyundan düştü. Oldukça rahat bir şekilde paslaşarak atak yapan ve maçı rölantide devam ettiren Gençlerbirlikliler 79’da ceza alanında Djalma’yı topla buluşturdular ve Angolalı da kendisinin ikinci ve takımın üçüncü golünü attı. Mersin taraftarları takımlarına da tepki göstermek adına uzun süre golü alkışladılar.

3-0’dan sonra tribünler büyük oranda boşaldılar. Bu arada Ural ve Cengiz Abiyle artık takımın gol atmaması gerektiğini konuşuyorduk ki, takım da rölanti bir şekilde top dolaştırıyordu. Uzatmalarda kullandıkları bir serbest vuruşun ardından Mersinliler şeref sayılarını buldular ve maç da 3-1 Alkaraların galibiyetiyle sonra erdi.

Maçtan sonra aklımıza Başak’ın Mersin’e girdikten sonra yol kenarında gördüğü gelincikleri gösterip, “bu yıl ilk kez gelincik gördüm, bu galibiyetin işareti olmasın?” sorusu geldi. Gerçekten bir işaretti demek ki!

Facebook Yorumları
Facebook üzerinden yorum var.
Site Yorumları
YORUM YAZ
Adınız:
Yorum:
Güvenlik
Okuyucularımızın görüşleri bizim için çok önemlidir.
İçinde küfür, hakaret, tehdit, aşağılama bulunmayan; aynı bilgisayardan farklı isimler ile yazılmayan tüm yorumlar yöneticilerimizin onayından geçtikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.
1
veli
13 Nisan 201609:50
Bu nasıl yazı böyle yahu, stattan çıkan çocuğa sorsan o da böyle anlatır o günü
MEHMET ALİ ÇETİNKAYA



Yazarın Diğer Yazıları