Site İçi Arama


ANKARAGÜCÜ'NÜN SORUNU; GOL ATAMAMAK DEĞİL, GOL YEMEK!

2303 Okunma


Ankaragücü’nde yöneticisinden taraftarına, teknik direktöründen futbolcusuna, malzemecisinden aşçısına, tesislerdeki güvenlik görevlilerden kulüpteki en alt birimdeki yetkililere kadar büyük bir sorumluluğun düştüğü ve aynı zamanda bu kişilerin hata yapma lüksünün olmadığı bir sezonun, ikinci devresi Aydın deplasmanı ile başladı.

Ferhat Çulcuoğlu ve Serkan Balcı’nın cezalı olduğu maçta, Sarı-Lacivertliler’de defans 4’lüsü, sağ bek Muhammed Gönülaçar, stoperler Alihan ve Sezgin ve sol bek Mehmet Taşcı isimlerinden oluştu. Burada en dikkat çekici isim, birkaç maç haricinde sağ bek oynamamış ve orijini o bölge olmayan  Muhammed Gönülaçar’dı. Takımdan ayrılan sağ bek oyuncusu Orhan Evci’nin Hacettepe’ye transfer olmasının ardından o bölgede oynayacak bir isim kalmadığından dolayı Muhammed, sağ beke evrildi. Burada Muhammed’in performansının iyiliği yada kötülüğünden ziyade planda bir düzensizlik olduğunu düşünüyorum.

İlk yarıdaki son maç olan Hatayspor karşısında, sağ bekte Aydın karşısında cezası nedeniyle yer alamayan Serkan Balcı ve sol bekte Bursaspor’a transfer olan Onur Atasayar oynadı. Ankaragücü, Aydınspor karşısında da bu iki önemli isimden yoksun oynamak zorunda kaldı,  bu durumda istikrarın bozulmasına neden oldu.

Antalya’da çalışma fırsatı yakalandı

Ankaragücü, Antalya’da kamp yapılması için en nadide yerlerden birinin spor tesislerinde, önemli bir süre dinlenme ve antrenman yapma fırsatı yakaladı. Aynı zamanda 4 tane de hazırlık maçı yapıldı. Bu iki oyuncunun, Aydınspor karşısında olmayacağı o dönem de biliniyordu. O yüzden daha farklı çözümler alınabilirdi. Bu düzensizlik ve istikrar yoksunluğundan dolayı Sarı-Lacivertliler, bu iki maçta 4 puan kaybetti. Deplasmanlarda kaybedilen bu puanlar da liderliğin kaybedilmesinin nedenleri arasında yer aldı.

Verim açısından sıkıntı var!

Ankaragücü’nün takım savunması yapma konusunda ciddi sıkıntılarının göründüğünü söylemek için “futbol bilgini” olmaya da gerek yok. Bu sezonun sonunda şampiyonluk dışında bir hedefi kabul etmesi mümkün olmayan Ankaragücü’nün sağ bek ve stoperde oynayabilecek genç ve dinamik bir isme ihtiyacı olduğu, tabir-i caizse “bas bas” bağırır bir şekilde gözler önüne serildi. Ankaragücü’nde sayısal anlamda defans oyuncuları fazla gibi gözükse de verim açısından o derecede faydalı olamadı.

Gol yeme sayısı azalmalı

Daha net anlatmak gerekirse, Ankaragücü ligde oynadığı 18 maçın 11’inde kalesinde gol gördü ve  filelerinden toplamda 19 kez topu çıkardı. Bu istatistik, hedefi TFF 1. Lig olan bir takıma, hele ki Ankaragücü’ne yakışacak bir durum hiç değil. Genele değil, son 5 maça baksak bile Sarı-Lacivertliler, ligden düştüğü ilk maçtan belli olan Erciyes maçı haricinde kalan 4 karşılaşmada da gol yedi. Bu tip sorunlara son vermek için takım savunmasını ayakta tutacak bir ismin, transfer edilmesi gerekiyor. Transfer döneminin bitmesi 15 gün var, bu süre zarfında gereğinin yapılacağını düşünüyorum.

Emre Kara iyi oyuncu

Altınordu’dan alınan Emre Kara’nın sol bekte ve sol kanatta oynayabildiğini biliyorum. Özellikle sol ayağını çok etkili kullandığını, oynadığı maçların kısa görüntülerini izleyerek gördüm. Ankaragücü, bu transferdeki başarısında olduğu gibi sağ bek ve stoperde oynayabilecek joker bir futbolcunun takıma monte etmesi ile ortalamada “her maçta gol yiyen takım” hüviyetinden kurtulacaktır.

İki maçta da ilk golü yiyen taraf

Ankaragücü, bazı karşılaşmalardan yediğinden bir fazla atarak galip ayrıldı. Her maçı da bu şekilde kazanmak mümkün değil. Son iki maçta da buna net şekilde şahit olduk. Sarı-Lacivertliler, Hatay ve Aydın deplasmanlarında ilk golü yedikten sadece beraberliği kurtardı ve sahadan 1 puanla ayrıldı. Ankaragücü’nün gol atma konusunda bir sıkıntısı olduğunu düşünmüyorum, Sarı-Lacivertliler 18 maçta 34 gol attı. Yukarıda anlattıklarıma paralel olarak, takımın en önemli sorununun yediği çok sayıda goller olduğunu söylüyorum. Ankaragücü’nün bugünden sonra gol yemeden kazandığı her maçın, şampiyonluk yolunda önemli bir artısı olacağını düşünüyorum.

Ankaragücü’nün fırsat tepme lüksü yok

Ankaragücü’nde Hatay ve Aydın deplasmanlarından alınamayan galibiyetlerin ardından “1 puan değerli” ve “Deplasmanda kaybetmemek de önemli” gibi açıklamalar yer aldı. Hedefi şampiyonluk olan Ankaragücü’nde sıralamadaki şampiyonluk rakipleri konumunda yer alamayan iki ekip karşısında kaybedilen 4 puanın değil de kazanılan 2 puanın konuşulması beni çok rahatsız etti. Son iki maçta değerli! olduğu düşünülen 2 puanın ardından (Bence kaybedilen koca bir 4 puan var) Ankaragücü, Gümüşhane’nin 2 puan gerisine düşerek liderliği verdi.

Mutlaka bazı maçlarda kaybetmemek önemlidir ama kazanmak daha mühimdir. Bu hafta sonu Ankaragücü, Kırklarelispor’u ağırlarken Sarı-Lacivertlilerin şampiyonluk yolundaki en önemli iki rakibi Menemen Belediyespor – Gümüşhanespor İzmir’de karşı karşıya gelecek. Ege’deki kritik maç öncesinde Ankaragücü, Aydın deplasmanından galibiyetle dönseydi üst lig hedefi doğrultusunda paha biçilemeyen 3 puanın sahibi olacaktı. Bu tip fırsatlar ayağa kadar gelmişken tepilmemeliydi.

Gümüşhane maçı kritik

Umarım Karşıyaka ve Gümüşhane deplasmanları öncesinde Sarı-Lacivertliler, “neden 2 puan kaybedildi” sorusu üzerine çalışır da hayati 2 deplasmandan 6 puan alır İnşallah. Ankaragücü, özellikle Gümüşhane deplasmanından galibiyetle dönmek ve ikili averajı düzeltmek durumunda. Çünkü; Sarı-Lacivertliler, Ankara’daki maçta Gümüşhanespor’a 2-1 kaybetti. Lig sonunda muhtemel bir puan eşitliğinde Ankaragücü’nün üst sırada yer alması için bu detaylar çok önem arz ediyor.

Gökhan Yördem’e tekrar teşekkürler

Şampiyonluk parolası noktasında önemli detayları anlatmaya çalıştım. Şimdi de Ankaragücü’nün Aydın deplasmanında oynadığı futbol hakkında bilgi vermek istiyorum. Geçen sezonun ilk devresinde oynanan Ankaragücü – Aydınspor 1923 karşılaşmasının ardından Aydınlı Gazeteci kardeşim Gökhan Yördem ile tanıştım. 14 Şubat tarihinde Sarı-Lacivertliler’in Aydın’a konuk olduğu karşılaşmaya giderek hem maçı izlemiş hem de değerli kardeşim ile bizzat tanışarak güzel bir futbol sohbeti yapmıştım. Aydın’ın merkezinde yer alan “Leztamin” adındaki dükkanında beni ağırlayan Yördem, Aydın’ı gezdirdi ve stada kadar beraber eşlik etti. O dönem defalarca teşekkür etmiştim ama şimdi buradan tekrar bu dileklerimi paylaşıyorum.

Bu seneki Aydın deplasmanına çok önemli bir işim çıktığından dolayı gidemedim. Kardeşim Gökhan Yördem’den maçla ilgili bilgileri aldım. Kendisinden izin alarak Ankaragücü’nün oyunu hakkındaki yorumlarını ve sorduğum sorular karşısında verdiği cevapları derledim.

Yördem’in analizi:

“Ankaragücü’nün ilk golü atamadığı maçları kazanması çok zor. Ankaragücü’nün kadrosu iyi ama bu kaliteye yakışan bir oyunu göstermedi. Aydınspor iyi bir gününde de değildi. Ankaragücü’nde oyuncular çok çabuk sinirleniyor. Şampiyonluk görüntüsünü içeren bir oyun göremedim. Oyun, bir ara halı saha maçına döndü. Çok git-gel yaşandı. Aydınspor forvet konusunda sıkıntı yaşıyor, o yüzden Ankaragücü’nü fazla zorlama şansı yoktu. Sahada kötü bir zemin vardı. Ankaragücü, maçı kazanmak için oyuna Mustafa Öztürk’ü ve Enes Kubat’ı aldı. Mustafa Öztürk hareketliydi ama bu galibiyet için yeterli olmadı. Ankaragücü’nün ilk 10 dakika haricinde yeterli bir baskısını görmedim. Baskı anlarını, sürekli hale getirmesi lazım. Şampiyonluk ancak bu şekilde gelebilir. Aydınspor’un attığı gol, frikikten geldi ama biraz şans vardı. Aydınspor’un iyi bir forveti olsaydı skor, Ankaragücü’nün aleyhine de olabilirdi. “

Facebook Yorumları
Facebook üzerinden yorum var.
Site Yorumları
YORUM YAZ
Adınız:
Yorum:
Güvenlik
Okuyucularımızın görüşleri bizim için çok önemlidir.
İçinde küfür, hakaret, tehdit, aşağılama bulunmayan; aynı bilgisayardan farklı isimler ile yazılmayan tüm yorumlar yöneticilerimizin onayından geçtikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.
AHMET SÜLAK



Yazarın Diğer Yazıları