Site İçi Arama


BAKIP, GÖRECEĞİZ...

3145 Okunma


2013 yılı biterken, ben de mesleğin bitişi ve yaşamımda yeni bir sayfanın başlangıcını hazırlıyordum. 

2014 yeni bir başlangıç idi benim için.. 

Ara vermeksizin 37 yıl yaptığım, uğruna en iyi arkadaşlarımla karşı karşıya geldiğim, ailemle uzak kaldığım, izinsiz aylarca çalışıp şikâyet etmeyi unuttuğum gazetecilik, emekli olduğum eski işimdi artık… 

Bakmayın siz bazılarının, “Gazeteci emekli olmaz, olamaz…” dediğine… 

Ben oldum, bıraktım ve geri dönmeyi de asla aklımın ucundan geçirmedim… Emekliliğimin hemen ardından yapılan iki güzel teklife rağmen… 

Sadece gazetecilik değil, televizyon, radyo ve benzeri her türlü iş güçten uzak kaldım. 

İçimden gelmiyordu işin doğrusu, zorlamaydı benim için… 

Bu nedenle Klasspor’da da ayda yılda bir içimden geldiğince yazdım. 

Tıpkı şimdi olduğu gibi… 

19 Mayıs Stadı’nda dün alışılmadık bir gündü… 

Ankaragücü düştüğünden bu yana A17 numaralı koltukta hiç oturmadım. 

O trajik düşüşü izlerken, Süper Ligdeki Ankaragücü’nü izlerken gözlerim dolmuş, kim bilir belki de bir iki damlası da akıp gitmişti… 

2011 yılında Hürriyet Spor yönetimindeki liyakatsiz değişimin ardından spor gazeteciliği, 2015 yılında sonlandırmayı düşündüğümü gazete yönetimine açıkladığım bir yük gibiydi sırtımda…

Aynı dönemde Ankaragücü’nün paramparça edilerek yok edilişi, umutsuzluğum haklılığını kanıtlamıştı. 
Neyin mücadelesini, kimlere karşı vermiştik yıllarca… 

Ve ne kazanıp, neler kaybetmiştik… 

Sonuçta önce kafamda, sonra da hayatımda bitirdim bu işi…

İşte bunlar olup biterken, 2013 yılı sonundaki gelişme, bir yıl öne aldığım “Jübilem” ile Ankara-Bodrum yaşamına döndü… 

Artık yıllık yaşamımın 6-7 aylık sürecini Bodrum’da geçirirken, hayata Ege sahilleriden bakma alışkanlığı da oluştu. 

Kasım-Nisan süreci, sağlık için spor yapmaya, dostlarla buluşmaya ve hafta sonlarını 19 Mayıs Stadı’nda geçirmeye adanmıştı. 

İşte böyle geçip gitti üç yıl…

Bülent Atlas’ın bitip tükenmek bilmeyen projelerinden Klasspor TV’yi somutlaşması ve de Ankaragücü’nün

Gümüşhane faciasının ardından gerçek hayata dönmesi…

Bu iki olay, tatil havasındaki beynimin tersine çalışmaya başlaması için ilk kıvılcım idi… 

Sonrasında hem Ankaragücü’nün ayağa kalkışı hem de İnternet Televizyonculuğu fikrinin gerçeğe dönüşmesi, “Otur bir daha düşün… Hem de iyi düşün…” tartışmasını yarattı beynimde…

Yürek destekli taraf, “Yürü git işine… Hiç keyfini bozma…” derken, beyin yönetimindeki karşı taraf “Senin, senin de ötende sorumlulukların var… Keyfine göre değil, beynine göre hareket edeceksin…” çıkışını yapıyor… 

Kısacası kıyasıya bir savaş var, beynimim iki cephesinde… 

Elbette karşılaştığım dostların, “Senin kendini esirgeme hakkın yok…” türünden serzenişleri de bu savaşın kaynatıcısı… 

İşte bu nedenle Atlas’ın Klasspor Tv girişimini destekleme kararı aldım… 

10 Nisan’da başlayacak "Deneme yayınlarında kendimi deneme kararına" böyle vardım. 

Bakacağım, yaşayacağım ve kararımı vereceğim. 

Ya tamam veya devam diyeceğim. 

40 yılı geride bırakıp, bunca tecrübe ile gençleri yolda bırakmak bize yakışmayacağına göre, şimdilik önümüzdeki maçlara, gelecek haftalara bakacağız… 

Bakacak ve hep birlikte göreceğiz…