Ümit Özat: "Ben sivri değilim, insanlar yumuşak!"

Site İçi Arama


ÜMİT ÖZAT: "BEN SİVRİ DEĞİLİM, İNSANLAR YUMUŞAK!"

Ümit Özat: "Ben sivri değilim, insanlar yumuşak!"

Bu sezon tekrar Gençlerbirliği'nin başına geçen Ümit Özat ses getirecek açıklamalarda bulundu...

3496 Okunma

Devre arasındaki hazırlıklarını Antalya'da yaptığı kampla sürdüren Gençlerbirliği'nde Teknik Direktör Ümit Özat, Goal Türkiye'ye verdiği özel röportajda çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

Ufuk Kaan Karacan'ın sorularını yanıtlayan Ümit Özat'ın röportajının tamamı...

"Kamp çalışmaları nasıl gidiyor? Memnun musunuz, her şey yolunda mı?"

- "Kötü değil, iyi de değil. Sadece çalışma tempomuz iyi. Onun dışında, hâlâ sakatlarımız çok ve takıma katılmasını beklediğimiz oyuncular var."

"İlk hazırlık maçında durum biraz kötüydü ama ikinci hazırlık maçında biraz toparlanmıştı sanki?"

- "İlki de ikincisi de ölçü değil. Hazırlık maçları benim için çok önemli değil. Ben o maçlarda takımın tempo olarak, fizik olarak ne gösterebileceğiyle ilgileniyorum. 4-0 yenilmişsin, 5-0 yenilmişsin – çok da bir önemi yok benim için. Skora bakmıyorum. İyi bir antrenman olması mahiyetinde bu hazırlık maçlarını değerlendiriyoruz."

"Türkiye’de çok sık yaşadığımız bir durum var. Christoph Daum gitti, geri geldi. Fatih Terim dördüncü dönemini yaşıyor. Siz gittiniz geldiniz, daha farklı yorumlar da yapıldı. Şunu sormak istiyorum: Bir teknik adam, ayrıldığı yere neden geri döner?"

- "Benden önceki 5 kere gitti geldi, ona sordunuz mu bu soruyu?"

"Sözleşmemde asgari ücret dışında bir şey yazmıyor!"

"Sizin gidip dönmenizde bence hiçbir anormallik yok. Daum gitti, döndü. Terim gitti, döndü. Ama sizin gidip dönmeniz manşet oldu. Aslında onu biraz konuşmak istedim."

- "Anormallik benim gitmemdeydi, ikinci kez gelmemde değil. Ama o günün şartları bunu gerektirdi. Başkan da bunu itiraf etti, “Hata yaptık” dedi. Biz de anlamadık üçüncü hafta neden gönderildiğimizi ama bu bir takdirdir. Takdire saygı duymak lazım. Neticede yönetenler var, onlar büyüklerimiz. O gün öyle uygun gördüler, bugün de böyle uygun gördüler. Herkes git dediğin zaman gidebilirsin ama gel dediği zaman, her zaman gelmeyebilirsin. Bu kulübün benim açımdan farklı bir önemi var. Hem rahmetli başkanımız hem bu kulüpte yetişmiş olmam hem bu kadroyu benim kurmuş olmam… Yoksa bu kulüp Gençlerbirliği değil de başka bir kulüp olsaydı, üçüncü hafta gönderildiğim bir yere daha önce aldığımın iki katını almadan gelmezdim. Ben buraya ne ligde kalma primi, ne peşinat, hiçbir para pul konuşmadan geldim. Mukavelemde de asgari ücret dışında hiçbir şey yazmıyor. Hiçbir şey yazmıyor! Aksini iddia eden varsa TFF’de sözleşmemi alıp bakabilir. Bu herkesin gösterebileceği bir babayiğitlik de değil."

"Sizi tanıdığım kadarıyla zaten parayla pulla işi olan biri değilsiniz…"

- "Herkesin parayla işi var. Sabancı’nın Koç’un parayla işi var, bizim niye işimiz olmasın? Ekmek parası bu."

"Hayır, dışarıda da bir hayatınız olduğunu biliyorum…"

- "Bizim de bir hayatımız var, çoluğumuz çocuğumuz var. Geleceğini hazırlamak istediğimiz evlatlarımız var. Bu işi neticede para için yapıyorsun, ekmek parası için yapıyorsun."

"Sizin sanki başka bir idealiniz daha varmış gibi…"

- "İdealler hiçbir zaman bitmez ama bu kulüple ilgili şu var: Ben (Claudio) Zacarias’lar, (Roberto) Rinaldi’ler, (Hugo) Noremberg’ler… Bunlarla bu kulübe girdim. Bu kulübün eski binasının temeli atılırken ben bu kulüpteydim. Bu kulübün bende yerinin farklı olduğuna inandığım için, rahmetli başkanımızın adının verildiği için, bu takımı ben kurduğum için ikinci kez geldim. Gelirken de zaten ailemle birtakım sorunlar yaşadım – ikinci gelişimde. Başka bir yer olsaydı bu kadar çabuk karar verip gelinmez tabii ki.

"Mourinho, Fenerbahçe'nin başına gelip şampiyon yapamasa..."

"Sizler geliyorsunuz, gidiyorsunuz, süreler de az. Örneğin, Fatih Terim basın toplantısında “Arsene Wenger’e bakıyorum, acaba o kadar süre burada kalsaydım neler olurdu, düşünemiyorum bile” dedi. Bu iklim Türkiye’de pek yok, değil mi?"

- "Arsene Wenger’e bakıyorsunuz da, Avrupa’daki futbol anlayışıyla buradaki çok farklı. UEFA Kupası’nı kazanmış, dört yıl üst üste şampiyon olmuş bir hocaya, ikinci gelişinde 1.5 yıl tahammül edildi. Jose Mourinho geçen yıl şampiyon olamadı, bu yıl da olamayacak. Geçen sene UEFA Kupası’nı kazandığı için devam etti ama belki 4 sene de şampiyon olmasa da orada kalacak. Manchester United 6 yıldır şampiyon olamıyor ama Old Trafford hep dolu. Oradaki futbol anlayışı çok başka. Alex Ferguson da ilk altı senede teneke kupa bile almadı. Ama devamında 26 yıl domine ettiler. Futbolun bir gerçeği vardır. Futbol iyi futbolcuyla oynanır. Bu bir gerçek. Tabii burada biz antrenörlerin de kendisini mesih gibi görmemesi lazım. Antrenör de bu işin bir parçasıdır, önemli bir parçasıdır ama antrenör de duracağı yeri iyi bilmeli. Bizde antrenörler, maalesef, kazanınca çok büyük bir komutan gibi gösterilip, kaybedince de bu işten hiç anlamayan bir adam gibi lanse ediliyor. Bunlar doğru şeyler değil. En uçta ya da en dipteyiz – hiç ortamız olmuyor. Futbolcu için de böyle. Dolayısıyla, bir defa Avrupa’yla burayı kıyaslamak doğru değil."

"Guardiola bile “Geçen sezon başka ülkede olsam kovulurdum.” dedi…"

- "Şimdi, düşünsenize, Manchester City’yi şampiyon yapamayan bir hoca görevine devam ediyor. Fenerbahçe’ye Mourinho gelse ve şampiyon yapamasa, görevine devam edebileceğini zannediyor musunuz? Ya da Galatasaray’da Beşiktaş’ta şampiyon olamayan bir adamın ikinci seneyi görme ihtimalinin ne olduğunu zannediyorsunuz? Anca 5 sene üst üste şampiyon olacak ki, altıncı sene şampiyon olmazsa yedinci senenin şansını versinler – o da devre arasına kadar. Çünkü, Türkiye’de maalesef hocalar bu işin günah keçileri. “Kaleciler yalnız kalır” derler ya – yalnız adamlar teknik adamlardır aslında, kimse değildir. Ama ben bu takımın iyi işler yapacağına inandığım için geldim, takımın yaşamış olduğu travmayı biz geldikten sonra çabuk bir şekilde atlattık. Geldiğimizde revire dönmüş bir takım vardı, hâlâ da onların sıkıntısını yaşıyoruz. Ama ümit ediyorum ki, hafta sonuna kadar takviyeler yetişirse, önümüzdeki hafta kupa ve lig serüveni tekrar başlayacak. Biz de bunun için elimizden gelenin en iyisini yaparız."

"Şu an camianın psikolojisi nasıl? Çünkü bir ara, az önce sizin de tasvir ettiğiniz gibi, bir sarsıntı geçirmiş. Bu kamp dönemiyle bir toparlanma var mı, nasıl görüyorsunuz?"

- "Toparlanma kamp dönemiyle değil, geldiğimiz günden beri var. Son 4 maç 6 puan almış, son 5 haftada ligin en az gol yemiş takımı. Sıkıntı nerede? Gol atmada, üretmede. Bunun için zaten oyuncu arıyoruz. Bu süreçte oyuncular benim değerimi anladı, ben de onların değerini anladım. Ukala olmaya gerek yok – sizler de hata yapabilirsiniz. Ama hataların kötü niyetli olmaması lazım. Çok kaliteli oyuncularımın olduğuna inanıyorum. Yapacağımız takviyelerle, ikinci yarıya iyi bir girişten ziyade iyi bir bitiriş yapacağımızı düşünüyorum."

"Takviyeden kasıt, aşağı yukarı kaç oyuncu öngörüyorsunuz?"

- "Bana kalsa 4 oyuncu. Ama şöyle bir şey var, buraya gelirken başkana şunu söylemiştim: Rantie gitti, yerine bir oyuncu ve bir tane de 10 numara alırsak iyi olacağını söylemiştim. Bunu söylerken Lucas’ı hiç hesaba katmamıştım. Lucas iki hafta yok, sonrasında ne olacağı belli değil. Kar kış kıyamet, sakatlık, kart… Ne olacağı belli değil. Mutlaka orayı güçlendirmemiz lazım. En kötü üç tane oyuncu almamız gerektiğini düşünüyorum."

"200 milyon euro'ya kupa alacaksan hiç harcama 200 milyon euro'yu!"

"Ümit Özat genç bir teknik adam. Şöyle bir şey hatırlıyorum, madem Arsene Wenger konuştuk, Wenger diyor ki: “Kariyerimin ilk döneminde maçları kazanmak için dua ederdim, daha sonraki yıllarda daha iyi oyunculara sahip olmak için dua ederdim.” Mesela Matt Busby’nin de ilk dokuz ay taktik tahtası bile kullanmadığını biliyoruz. Genç bir teknik adam olarak, Ümit Özat nasıl bir antrenörlük modeli geliştirdi, kafasında neler var? Nasıl bir tarzınız var hocam?"

- "Mutlaka hepimizin dua ettiği anlar oluyordur. Zaten normal hayatta oluyor da, maçın içerisinde de mutlaka oluyor. Mourinho da olsan, o da olsan bu da olsan bunu yapmadığın zaman yoktur. Mutlaka belli bölümlerde bunu yapıyorsundur. Diğer dönemler de tabii ki tecrübe. Arsene Wenger de iyi futbolcuya sahip olmaktan yakınacaksa, biz ne yapalım?"

"İlk yılları olduğu için, belki…"

- "İlk yılları değil ama. İlk yıllar dua ediyorum, demiş, sonraki yıllar iyi oyuncular. Tabii Arsene Wenger 75 milyon pounda aldığı takımı şu an 2 milyar dolarla dünyanın en büyük üçüncü kulübü haline getirdi. Orada ondan teknik adamlar gönderilmiyor. O kulüpler sezonu borç içerisinde tamamlamıyor. Şirket gibi yönetildikleri için teknik adamlar gönderilmiyor. Sen kulübüne senede 50 – 100 milyon kâr ettiren bir adamı, bir tane kupa kazanamadı diye gönderiyorsan sen zaten iyi yönetici değilsin. Bu adam her sene bu kulübe para kazandırıyor. Henry’leri buldu, kimleri buldu getirdi kulübe. Milyon euro’lar kazandırdı. Bu kulüp kâra girdiği için zaten Wenger’i göndermiyorlar. Kupa nedir? Zaten Premier Lig, Şampiyonlar Ligi gibi. Şöyle baktığın zaman, bir hafta Tottenham, bir hafta Liverpool, bir hafta City, bir hafta United…  Her hafta Şampiyonlar Ligi oynuyorsun. Orada ilk dörtte bitirmenin şampiyon olmaktan farkı yok kulüpler için. Önemli olan, Avrupa’daki kulüp yönetimlerinin temel özelliğinin gelir tablosunun gider tablosundan fazla olmasıdır. Bir de kupa alırsan, bal börek der. Ama bizde… Hem 200 milyon euro harcıyorsun, bir de şampiyon oluyorsun… 200 milyon euro’ya kupa kazanacaksan hiç harcama 200 milyon euro’yu yahu! 200 milyon euro borçlanıyorsun, sezon sonu şampiyon oluyorsun, başarılı oluyorsun. Bu mudur başarı?

"Bizim de kendimizi biraz hatalı bulmamız gerekiyor galiba. Mesela FIFEX’e gittiniz. Bir şey kattı mı size? Ne gözlemlediniz ya da? Çünkü Türkiye’nin bütün antrenörleri orada..."

- "Türkiye’nin bütün antrenörleri orada ama verilen birçok örnek, kabul edilebilir örnekler değil. Her şeyin, doğru ya da yanlış yapılan her şeyin bir katısı vardır. Yanlıştan da doğru çıkarabilirsin, doğrudan zaten çok daha fazla doğru çıkarabilirsin. Ama şöyle bir durum var: Orada katılımcı olarak, konuşmacı olarak çok daha bir şeyler elde edebileceğimiz insanlar gelebilirdi."

"Dışarıdan mı, içeriden mi?"

- "İçeriden tabii ki."

"Mesela, hocam?"

- "Gönül ister ki, bu seminerler yöneticilere de mecbur tutulsun. Sadece teknik adamlara mecbur tutulmasın. Bir defa sen basketbolu rol model almadığın sürece futbolu geliştirme şansın yok. Basketbolun içinde basketboldan gelmeyen insanlar görebiliyor musun? Göremiyorsun. Gerek yönetiminde, gerek federasyonunda, gerek kulüplerinde. Bugün Almanya’da, ben orada oynadığım için kendi başkanımın adını biliyordum, bir de Bayern Münih’in. Ben ne Schalke başkanının adını biliyorum ne Mönchengladbach’ı biliyorum ne de futbol federasyonu başkanının adını biliyorum. Ama bu ülkede, belki de futbolcunun adını saymayıp bütün kulüp başkanlarını sayacak insanlar var. Biraz da futbola, futbolun içinden gelenlerin katkıda bulunmasını sağlamak lazım.

"Arda'nın yerinde olsam Türkiye'ye tatile gelirim"

"Yani daha geniş bir organizasyon olmalıydı, antrenör olarak…"

- "Belki de pasta büyük olduğu için paylaşmak istemiyorlar. Buna kimsenin sahip olmasını istemiyorlar. Bakıyorsun, bütün yöneticiler şirket sahipleri. Evet şirket sahiplerinin kulüp yönetmesinde bir sıkıntı yok ama şirket sahiplerinin kulüp yönetirken profesyonelleri işin başına getirmemesinde sıkıntı var."

"O zaman siz de bir proje seçerken, tabii Gençlerbirliği sizin doğdunuz yer, burası ayrı, ama bundan sonra genç bir teknik adam olarak tercih yaparken zorlanacaksınız herhalde. O manaya geliyor…"

- "Yanılmıyorsam 600 tane pro lisanslı antrenör var. İyi şoför olmak için, ehliyet olmasına gerek yok. Ama trafiğe çıkmak için ehliyet şart. Ehliyetim var diye iyi şoför değilsin ama trafikte araba kullanabilmek için ehliyet şart. İyi antrenör olmak için pro lisans olmasına gerek yok ama Türkiye’de antrenörlük yapabilmek için pro lisans şart. Adam borçla harçla pro lisans alıyor. Bugün Beckenbauer Dünya Kupası’nı diplomasız aldı. Kim biliyor? Kimse bilmiyor. O zaman pro lisansı olan herkesin Avrupa şampiyonu olması lazım. Bu iş tek başına pro lisansla oluyorsa, herkesin ya şampiyon olması lazım ya da küme düşmemesi lazım. Demek ki futbol, iyi futbolcuyla oynanır. Bu da nedir? Bütçe. Bugün, Anadolu takımları Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor’a karşı nasıl mücadele ediyorsa, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor da Avrupa takımlarına karşı aynı mücadeleyi veriyor – kendimizi kandırmayalım. Yani oradan Şampiyonlar Ligi kupasının gelmesi, kırmızı karın yağması gibi bir şey."

"İyi oyuncular, iyi bütçe, Başakşehir güzel bir örnek. Sizce şampiyon olabilirler mi?"

- "Olabilir. Zaten dört sene sonra, kendileri de hedeflerini ilk defa şampiyonluk olarak açıkladılar. Arda Turan’la görüşüyorlarsa şampiyon olmamaları için bir neden var mı? Demek ki hedefleri büyük. Arda gelecek, daha büyük yıldızlar gelecek. Gelir – gider tablosu. Maddi durumu iyiyse, bunu doğru kullanıyorsa, verdiğinin karşılığını alıyorsa tabii ki bunu değerlendirebilir. Neden değerlendiremesin?"

"Sizin de yurt dışı deneyiminiz var, Barcelona’dan Başakşehir’e gelmeyi makul buluyor musunuz? Nasıl değerlendirirsiniz?"

- "Niye, Adebayor, Real Madrid’den geliyor da…"

"Yani bizim futbol kültürümüze katkısı açısından nasıl değerlendirirsiniz?"

- "Yani ben olsam, Türkiye’ye tatile gelirim. Arda’nın yerinde olsam… Bu Başakşehir de olsa, Galatasaray da olsa, Fenerbahçe de olsa… Dönmem yani Türkiye’ye. Çünkü dönerse nelerle karşılaşacağı belli. Ama farklı bir kulübe gidiyor. Sorunları daha az olan bir kulübe gidiyor. Dolayısıyla burada Arda’ya kucak açabilirler ve o da bunu çok iyi değerlendirebilir. Arda’nın bir ismi var. Arda yarın Başakşehir’den döner, tekrar Atletico Madrid’e gidebilir."

"Hayâlim var, beklentim yok"

"Galatasaray yeni bir yapılanmada – Hasan Şaş, Ümit Davala, Claudio Taffarel. Orada yeni bir hava yaratılıyor..."

- "Onlar mı geldi?"

"Yardımcı antrenör olarak geldiler. Fenerbahçe’de Tuncay Şanlı gibi, Ümit Özat gibi, Alex de Souza gibi isimlerin camiaya bir türlü sokulmadığını, sokulamadığını görüyoruz. Bu bir sosyal medya sorusu aslında, oradan bir talep sorusu. Size iletmek istedim. Nedir düşünceniz? Çünkü bazı Fenerbahçe taraftarlarının böyle bir talebi var."

- "Benim böyle bir beklentim yok. Bu saatten sonra yardımcı antrenörük yapacak halim de yok – büyük konuşmayayım."

"İsim olarak siz artık tabii teknik direktörlük görevindesiniz ama…"

- "Öyle bir beklentim yok. Bunun cevabını verebilirler, niye yani… Fenerbahçe’de Oğuz Çetin teknik direktörlük yaptı, Aykut Kocaman direkt teknik direktör olarak, sportif direktör olarak başlamıştı. Evvelinde Turhan Sofuoğlu yaptı, Şenol Çorlu yaptı, İsmail Kartal yaptı… Birçok isimlere şans verildi, kimse şans verilmedi diyemez. Belki 2000 yılından sonraki nesilde böyle bir şey olmuş olabilir ama, bugün, yanılmıyorsam Cem Pamiroğlu’na kadar (yanılabilirim yalnız bu isimde) herkese hemen hemen görev verildi. Saydığım isimlere ek olarak Rıdvan Dilmen yaptı. Daha ne olacak?"

"İşte, yeni nesil bir beklenti içinde belki de..."

- "Benim bir beklentim yok. Allah’ın dediği olur. Alnımızda yazılıysa olsun, değilse olmasın. Hayalim var ama öyle bir beklentim yok."

"Şu an Fenerbahçe’yi beğeniyor musunuz hocam?"

- "Benim şu anda konum değil. Fenerbahçe’yle ilgili bir şey söylemem oradaki meslektaşıma saygısızlık olur."

"Ben sivri değilim, insanlar yumuşak!"

"Niye bu kadar sivrisiniz, diye soracağım ama bunu sorma sebebim şu…"

- "Ben sivri değilim, insanlar çok yumuşak."

"Sözleriniz yanlış yere mi çekiliyor?"

- "Hayır. Bak ne diyorum, ben sivri değilim, insanlar bana göre biraz daha yumuşak. Sözlerimde bir yanlış yok ki yanlış yere çekilsin."

"Şimdi, mesela…"

- "Ne var mesela?"

"'Bu ülkede üç mütevazı insan gösterilecekse, üçüncü değil birinciyim…” Neden?

- "Öyleyim ben. Sokakta oturup dilenciyle ekmek arası yiyebiliyorum. Bakkalda oturup bakkalla ekmek arası kavurma yiyebiliyorum. Hangisi yapıyor bunu? Mütevazılığımı illa ki ekran karşısında mı göstermem lazım? Ekran karşısında kolunda dört tane kitapla gezip, hayatında kitap okumamış adamlar da biliyorum. Onları mı teşhir edeceğim yani? Kim benim gibi girmiş bakkala da gazozla ekmek arası kavurma yemiş? Kim benim gibi gitmiş pazarda pazarcıyla sohbet etmiş? Kim benim gibi herhangi bir mağazaya girip de orada esnafla çay içmiş? Bana birini söyleyin bakayım! Ha, eksiğim ne? Benim bunları reklam yapmamam. Ben bunları reklam yapsam… Bu benim görüşüm, herkes bana katılmak zorunda değil ki. Mütevazılık nedir bana bunun açılımını söylesinler. Bir de ben bir lafı söylerken, insanlar ne düşünür diye bakmam ki? Ne düşünürse düşünsün! Onu mu düşüneceğim bir de? 50 yıldır düşünüyoruz!"

"Dünya futbolunda genç teknik adamlar, yeterince iyi olduklarını gösterebiliyorlar. Siz de Türkiye’de bu örneklerden birisiniz. Teknik adamın genç olması hususunda neler söylersiniz? Ardından da, futbol camiasındaki asıl ve nihai hedefinizden bir örnekleme yaparsanız sevinirim."

- "İçinizde liderlik varsa, 18 yaşında da antrenörlük yaparsınız; içinizde liderlik yoksa 67 yaşında yardımcı antrenörlük yaparsınız. Antrenörün genci yaşlısı, yerlisi yabancısı olmaz. İyisi vardır, kötüsü vardır. Bu ülkede, Süper Lig’de 32 yaşında teknik adamlığa başlayan üç ya da dört teknik adam vardır, bunlardan biri benim. Yanılmıyorsam Samet Hoca, yanılmıyorsam Fatih Hoca, belki bir de Şenol Hoca’dır. Akıl yaşta değil, baştadır. Yıllar tabii ki insana tecrübe katar ama dediğim gibi, bu işin yaşlısı genci yerlisi yabancısı olmaz. İyi olan herkesten yararlanmaya bakacaksın. Hedefe gelince, bu basamak basamak gidebilecek bir şey. Bu konu farklı yerlere çekiliyor. Şu anki nihai hedefimiz, bu takımı alnımızın akıyla layık olduğu yere getirebilmek. Sonra da dediğim gibi, Allah’ın takdiri."

"İçinizde tutacaksınız, anlaşıldı. Sonraki yıllarda, en azından gerçekleştiğini söyleyin hocam gerçekleştiği zaman. Madem öyle…"

- "Şimdi, hedefinin gerçekleştiğini söyleyen insanlar hedefleri kalmamış insanlardır."

"Durak durak söyleyin en azından..."

- "Tamam, bir gün 'Bu hedefim vardı gerçekleşti ama şimdi bu hedefim var' diyebilirim. Direkt hedefim şudur diyemem. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, her tarafa çekilebilecek cümleler bunlar. Şu anki hedefimiz, Gençlerbirliği’ni layık olduğu yere getirebilmek."

"Hocam çok teşekkür ederim, ağzınıza sağlık."

- "Ben teşekkür ederim."

Goal


1
Rahmetullah Berişbek: Biz düştüysek kalkmasını da biliriz...
5
Erkan Sözeri: Bu takımda formayı kaybetmeyeceksin
9
Gençlerbirliği kapılarını Ankaragücü'ne açtı...
Gençlerbirliği'nin eski futbolcusu Harbuzi vefat etti
Ahmet İlhan'ın ikinci kez babalık sevinci
5
Gençlerbirliği'nde tecrübe konuşuyor...
Facebook Yorumları
Facebook üzerinden yorum var.
Site Yorumları
YORUM YAZ
Adınız:
Yorum:
Okuyucularımızın görüşleri bizim için çok önemlidir.
İçinde küfür, hakaret, tehdit, aşağılama bulunmayan; aynı bilgisayardan farklı isimler ile yazılmayan tüm yorumlar yöneticilerimizin onayından geçtikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.
5
Sivri
15 Ocak 201809:13
Sen benim yanimda anca yuvarlak olursun:)
4
Abdurahman Kirmizi
14 Ocak 201820:13
Adam kendi capindaki tipler icin aklisira felsefi konusmus ama diplomasiden bir zerre anlamadigi icin kendi capinda kalmis iste. Sozlerini hergun her hocadan duyuyoruz zaten amerikayi yeniden kesfetmemis kisacasi. Turkiyede zaten 2-3 stereotip var. Kendini iyi satanlar, ahmak bulunca agzina bir parmak bali calip idare edenler ve isinin ehli olanlar..Bu adam ilk ikiyi birlestirmislerden. Ancak ihtiyac meselesi tabi inanmaya ihtiyaci olana cukka uymus..bizler icin yatmadan once okumaya baslayip ikinci paragrafta horultuya karisan cinsten.
3
Hamit Guler
13 Ocak 201823:56
Umit hocanin insanligi beni ilgilendirmiyor bana hocaligi lazim. Insanligini Allaha ispat etsin bizimle ilgisi yok.Bu takimi kuran kendisi, sacma sapan adamlara formayi verende kendisi.Ligin dibinden ikinciyiz 2 buyuk mac kazanmis olmasak Karbukle esit puanda olacaktik.Bunlarin uzerine hoca dobraymis, adammis bize ne kardesim. Futbolda dobralik sana 3 puan getirmiyor.Sahadaki perfgormansin getiriyor. Umit hoca klise kelimeler konusmus zaten ne demiskli Avamin evliyasi?
2
Hıdır
13 Ocak 201819:55
Ümit hocayı seviyorum ! Çok dobra ve abartısız, yalansız, en önemlisi dürüst! Ben daha bir gün ümit hocanın yalan söylediğini görmedim! Tabiî ki antrenörlük açısından kendisini geliştirmesi gerek! Şimdi aykut hocanın yardımcısı Alper taşçı peki bu adam kim desem ? Yahut ümit hocanın ekibi daha bilimsel olmalı eğer bu olmazsa Ümit hoca süper lig takımı çalıştıramaz!
1
Mustafa
12 Ocak 201817:21
Sabahtan beri Vedat Muriç'in transfer haberini yazmıyorsunuz ama dakikasında Ümit Özat haberini koyuyorsunuz. Kişisel bir durum sanırım bu.