Bülent Atlas, Cizre'de yaşananları yazdı!

Site İçi Arama


BÜLENT ATLAS, CİZRE'DE YAŞANANLARI YAZDI!

Bülent Atlas, Cizre'de yaşananları yazdı!

Gençlerbirliği'nin Cizre deplasmanını editörlerimizden Bülent Atlas takip etti. Yaşananları tüm açıklığı ile kaleme aldı...

47416 Okunma

Geçmişte birçok kez tecrübe ettim. Televizyonda, gazetelerde, internette yazılıp çizilenler ile yaşananlar bir olmuyor.

En son takım ile yaptığım deplasman Gençlerbirliği’nin UEFA Kupasında Blackburn Rovers ile oynadığı karşılaşma idi. Türkiye Kupası kuraları çekildiğinde Cizrespor ile eşleşme beni bu yüzden çok heyecanlandırdı. Avrupa’dan Güneydoğu’ya. Gençlerbirliği’nin son 10 yılındaki gelişimin de bir göstergesi gibiydi sanki.

Aydınspor, Göztepe maçında gördüğümüz ürkütücü görüntülere rağmen kulüp ile iletişime geçerek bu deplasmanı takip etmek istediğimi belirttim. Kırmadılar. İki gün boyunca yaşananlara birebir şahitlik ettim. Olaylara tersten bakıp içinde bol ajitasyon olan bir yazı yazmak yerine gördüklerimi kaleme almak istedim. Baştan söyleyeyim. Ben oraya çirkinlikleri değil güzellikleri görmek için gittim. Onun için bu yazımda, sunulan ezberlerin dışında farklı şeyler okursanız kızmayın. Bir de bu pencereden bakmayı deneyin.

Pazartesi sabah Esenboğa Havaalanından tarifeli sefer ile Şırnak’a vardık. Bizi Cizrespor yöneticileri ve Emniyet görevlileri havaalanında karşıladı. Daha sonra Peşmergelerin geçişlerinde kullanımıyla adını duyuran zırhlı minibüsler ile Şırnak Merkez’de konaklayacağımız Şehr-i Nuh oteline geçtik.

Cizrespor, Gençlerbirliği’ni normal otobüsler hatta takım otobüsü ile taşımak istemiş. Bir karşılama programları bile varmış. Herhangi bir saldırı olmayacak dahi olsa Emniyet böyle bir ihtimali göz ardı edemeyeceği için nakil işlemi zırhlı araçlar ile gerçekleşmiş. Hatta Gençlerbirliği’ni Şırnak’ta değil Cizre’de ağırlamak da istemişler. İlin adı Şırnak olsa da Cizre Şırnak’tan 10 kat daha büyükmüş. İki bölge halkının arası da pek iyi değilmiş.

Yol boyunca çocukların ufak tefek taşlamalarına maruz kalsak da hedefin aslında biz olmadığını, yöre halkının polis araçlarını gördüğünde taşlamayı artık refleks haline getirdiğini söylediler. Yaklaşık 1 saat süren yolculukta Gençlerbirliği’nin genç futbolcuları ile birlikteydim. Zırhlı araçlar içindeki Gençlerbirliği futbolcularının fotoğraflarını da çekmek bana nasip oldu.

Aktif sporculuk hayatımda birçok şehirde otellerde konakladım. Batıdaki şehirlerde  Gençlerbirliği’nin konakladığı Şeh-i Nuh gibi konforlu bir otele denk gelmemiştim. Şaşırmadım desem yalan olur. Taşrada bir otelde konaklamayı planladığın zaman beklentileri minimum da tutmak gerekir. Ama Şeh-i Nuh Otel’de oyuncular büyükşehirlerdeki 5 yıldızlı otel konforunda konakladı. Misafirperverlikleri için de ayrıyeten teşekkür etmek gerekir. Yöre hakkında, yaşananlar hakkında bizi oldukça bilgilendirdiler. Şırnak için Nuh’un şehri deniyormuş. Kur’an’da yazıldığına göre Nuh, gemisi ile Cudi Dağları’nda durmuş. Daha sonra Ağrı Dağı’na geçmiş. Otel de ismini buradan alıyormuş. Yeni bir şey daha öğrenmiş olduk bu sayede.

Gençlerbirliği’nin maçtan bir gün önce antrenman yapma şansı olmadı. Şırnak Merkez’deki stadın durumunun kötü olması, diğer ilçeler ile olan mesafe ve güvenlik nedeni ile oyuncular pazartesi gününü otelde dinlenerek geçirdi. (Hatta odalarından çıkmadıkları için iki çift laf edemedik bile.)

ESKİ DOSTUN ZİYARETİ

Şehirde yaşadığım ilk sürpriz çok eski zamanlardan Gençlerbirliği tribünlerinden tanıdığım, görev icabı Şırnak’a tayin olan ve 3 yıldır orada yaşayan Arif Mısırdalı'nın eşi ve babası ile birlikte otele ziyareti oldu. Ankara hasreti çeken eski bir dost ile Şırnak’ta saatlerce Ankara ve Gençlerbirliği konuştuk. Maçın seyircisiz olması en çok Arif’i vurdu desek yanlış olmaz. Tuttuğu takım oraya maça geliyor ve maç seyircisiz olduğu için izleyemiyor. Onun kadar ben de üzüldüm. Arif’i ve ailesini yolcu ettikten sonra Cizrespor’un başkanı ve yöneticileri Gençlerbirliği kafilesini ziyaret etti. Yaklaşık 1.5 saat yöneticiler arası muhabbetten sonra Cizrespor başkanı ile konuşma şansımız oldu. Büyük kısmını haber olarak da sizlerle paylaştım. Cizrespor’un genç bir başkanı var. Kendi anlattığına ve oteldeki arkadaşların söylediklerine göre Cizrespor’a ciddi kaynak yaratmış. Daha önce devletin projesi olarak yürütülen, tutmayınca da yok edilen Diyarbakırspor, Vanspor gibi bir takım değil Cizrespor. Başkanın, yöneticilerin ve yöre halkının destekleri ile bir yerlere gelmeye çalışıyor. Cizrelileri spora yönlendirmek, sporun birleştirici yanı ile bölgedeki sorunların çözümüne katkı sağlamak istiyor. Ama başkanın bu isteği değişik şekilde engellenmeye de çalışılıyormuş. Tribünlerde yaşanan istenmedik olayları da buna bağlıyor. Futbolda bir kulübü baltalamanın en kolay yolu taraftarı kullanarak olay çıkarmak olduğunu Ankara’da da görmüşlüğümüz var. Anlattığı olaylar onun için bana hiç yabancı gelmedi.

CİZRESPOR, SAYGI DUYULMASI GEREKEN BİR TAKIM

Başkan, Göztepe maçında İstiklal Marşına saygısızlık haricinde bir olayın yaşanmadığını özelikle söylüyor. Onu da yapanın en fazla 100 kişi olduğunu, onların da takımın iyi olmasını istemeyen kişiler tarafından özelikle yapıldığını belirtiyor. İyi niyetli olduğunu gördüğümüz, iyi niyetli olduğu söylenen bir başkanı var Cizrespor’un.

Sefinç Türkiye Kupasındaki başarıları sürpriz gibi görülse de BAL Liginde başarılı bir grafik gösteriyorlar. Afrikalı ama artık yörenin yerlisi gibi olmuş oyuncuları ile kupadan çok kendilerini 3. Lige çıkaracak şampiyonluğa kilitlenmişler. Üstelik ortada garip bir durum da var. Takım şampiyon olup profesyonel liglere merhaba dediğinde kadrosundaki oyuncuların büyük kısmını oynatamayacak. Takımın kadrosundaki birçok oyuncu daha önce profesyonel liglerde forma giymiş, ancak federasyonun yönetmeliklerindeki saçmalıklar nedeni ile yaş sınırına takılarak 3. Ligde bir takım ile anlaşamayarak Cizrespor ile anlaşmışlar. BAL Liginde yabancı oyuncu oynatılabiliyor iken 3. Ligde yabancı oyuncu oynatmak da mümkün değil. Şampiyon olduklarında takımları ile ilişkileri kesileceğini bile bile şampiyonluğa kilitlenmiş bir futbolcu kadrosu var. Sadece bu inançlarından dolayı bile saygı duymadım desem yalan olur.

Başkanla vedalaştıktan sonra biz de dinlenmeye geçtik. Sabah 9’da takım ile birlikte yapığımız kahvaltının ardından yine aynı zırhlı minibüsler ile çok sayıda Akrep aracı eşliğinde Cizre’ye, maçın oynanacağı stada geçtik. Cizre Stadı karşılıklı iki tribünden oluşuyor. Çevresindeki binaların balkonlarından, damlarından maçı izlemek mümkün. Oyuncular maça hazırlandığı sırada Anadolu Ajansı’ndan arkadaşım Musa ve bölgedeki gazeteci arkadaşlar ile Cizre’yi dolaşmaya başladık. Yatan insan figürlü Cudi dağının karşısında, Dicle nehri kenarında bir çay bahçesinde oturup bolca sohbet ettik. Yol boyunca polis arkadaşın bize anlattıkları ile Cizrelilerin söylediklerini dinleyince bir şeyi fark ettim. İki taraf da birbirini sevmiyor. Hatta büyük oranda nefret ediyor. Böyle bir nefret ortamında da en ufak olaylar bile can sıkıcı boyutlara ulaşabiliyor.

ÇATIDA GENÇLERBİRLİĞİ ATKISI

Maçın başlamasına yakın tekrar stada dönüp hem takımların ısınmasını, hem de taraftarı izledim. Daha makinayı elime alıp taraftarları çekmeye başladığımda gözüme çarpan ilk şey, tam kale arkasındaki binanın çatısındaki Gençlerbirliği atkısı oldu. Açan bir Gençlerbirliği taraftarı mıydı yoksa Cizreliler dostluk nişanesi olarak mı o atkıyı açtılar bilmiyorum. Ama Ankara’dan 1160 km uzakta Gençlerbirliği atkısını görmek beni mutlu etti. Maç boyunca da Cizrespor atkısı ile birlikte o çatıda sallandı. Cizre Belediyespor Taraftarlar Derneği de geçtiğimiz ay Ankara’da ırkçı saldırıya uğradığını söyleyerek Almanya’ya dönen Deniz Naki için bir pankartı aynı kale arkasında bir binanın duvarına asmıştı. Ufacık bir kartona yazılmış “Irkçılığın değil hoşgörünün şehrine hoş geldiniz” dövizinin fotoğrafını çektiğimde benim Ankara’dan geldiğimi fark ettiler ve alkışlarla bana özel bir hoş geldin dediler.

Takımlar ısınırken çatılardan çok güçlü olmasa da “Gençlerbirliği buraya” tezahüratları yükseldi. Açıkçası futbolcular duymadı sandım ama duymamaktan çok çekindikleri için gitmediklerini dönüş yolunda öğrendim. Maç başlamadan önce Cizre’de en ufak bir olay, taşkınlık, kötü tezahürat olmadı. Terör örgütlerini simgeleyen ne bir döviz ne bir afiş ne de bir bayrak vardı.

Ta ki seremoni bitip İstiklal Marşı okunana kadar. Göztepe maçı sonrası yazılanları takip ettiğim için o anları tamamen kayıt altına almak istedim. İstiklal Marşı esnasında bütün protokol tribünü ayakta idi. Hatta büyük kısmı İstiklal Marşına eşlik de ediyordu. Gençlerbirliği futbolcularının fotoğraflarını çekip, Cizrespor futbolcuların da fotoğraflarını almaya başladığımda bir şeyi fark ettim. Cizrespor futbolcuları da İstiklal Marşını gür sesle okuyorlardı. O sırada çatılardan ıslık sesleri yükseldi. Televizyonlardan ne kadar duyuldu bilmiyorum. Hatta yayıncı kuruluşun sesi kıstığına dair haberler de yapılmış. Ama benim orada gördüğüm, başkanın bir gün önce söylediğini doğrular nitelikte idi. Çatılarda binlerce kişi maçı izlemesine rağmen ıslıklayan 100-150 kişiden ibaretti. Ama bu olay bütün güzellikleri örtecek kadar öne geçmeyi başarmıştı. Eğer söylendiği gibi Cizrespor’un iyi yerlere gelmesini istemeyen kişilerin yaptığı bir eylemse sonuç vermişti. Sosyal medyada gündem olmuş, televizyondan maçı izleyip haber yapanlar için bulunmaz bir nimet kıvamına gelmişti.

BERAT'A BENDEN KOCAMAN BİR ALKIŞ

Maçın başlamasının ardından Gençlerbirliği, Berat ile golü erken buldu. Futbolcular da orantısız bir sevinç gösterisine girişmeyince her hangi bir tatsızlık yaşanmadı. Ardından gelen beraberlik golü ise çatılardan maçı seyreden Cizrespor taraftarlarını adeta coşturdu. Stattan 30-40 metre uzaktaki çatılardan tezahüratlar yükselmeye başladı. Ama bu sevinç Artun’un bulduğu gol ile kısa sürdü. Artun’un binalara yakın olan kaleye attığı gol sonrası Berat Tosun, takım arkadaşının yanına giderek sevinci sonlandırdı. Gerilmeye müsait bu ortamda Berat’ın yaptığı bu hareket de benden kocaman bir alkış aldı.

Devre arasında hakem soyunma odasına giderken Cizrespor yöneticisi olduğunu tahmin ettiğim birisi ile bir tartışma yaşandı. Yakın zamanda hakeme verilen “İstediğinde maçı tatil edebilme” yetkisinden midir yoksa o bölgenin alışkanlığından mıdır bilinmez bu tartışma bayağı uzadı. Hatta bizim işimizi yapmamızı engelleyecek boyutlarda güvenlik tedbirlerine neden bile oldu.

Maçın gerginleşen bölümü ise ikinci yarıdaydı. Kaleci Ferhat, binalara yakın kaleyi koruyordu ve bir manada boy hedefi halinde idi. Binalardan atılan bol miktarda maytabın muhatabı oldu. Hatta ayağına bile geldi. Olaylara sadece buradan bakıp kınamak işin kolayına kaçmak.

Memleketteki birçok statta maç izledim. Ev sahibi taraftarın olduğu kalenin önünde duran misafir takım kalecisine neler yapıldığı ile ilgili kitap yazacak kadar hatıram da ister istemez oluştu. Seyircisiz oynanan bir maçta stat dışından kaleciye taş yağdıran batı şehirleri tribünlerini de, lazerle kaleciyi kör etmeye çalışanlara da şahit oldum. Çok fazla eskiye dönmeye gerek yok. Volkan Demirel, milli maçı terk edip gideli daha ne kadar zaman oldu. İkinci yarıda yaşananlar sadece Doğu’da değil memleketin her yerinde sıkça yaşanan olayların ötesinde değildi. Olmaması en güzeli... Ama bizler de yapıyorken o bölgedekileri yaptıklarından dolayı tu kaka ilan etmeyi hakkaniyet ölçüleri ile bağdaştıramıyorum.

Gençlerbirliği özellikle ikinci yarı çok bastırmadı. Oyunu kendi alanında kabullendi. Yakaladığı kontratak pozisyonları da sonlandıramayınca maç 2-1 bitti. Televizyondan seyredenler hakemi eleştirdi, hocalar ise övdü. Kale arkasında ben çok fark edemedim. Ama skoru etkilediğini düşünmüyorum.

ASIL KAYBEDEN GENÇLERBİRLİĞİ OLDU!

Maç bitti. Cizrespor futbolcuları ve görevlilerinin ilk hedefi Gençlerbirliği futbolcularının formaları oldu. O sahneleri fotoğraflarken akıma gelen ilk şey İngiliz futbolcu Rooney’in bir sözüydü: “Hakem bitiş düdüğünü çaldığında etrafıma San Marino'lu futbolcular toplandı ve biri formamı , diğeri kramponlarımı , konçlarımı, şortumu ve hatta içliğimi bile istediler. Kıramadım hepsini verdim. O zaman anladım ki asıl kaybeden bizdik. San Marino'lular donumuza kadar almıştı.

Futbolcular birbirleriyle fotoğraf çektirdiler, görevliler Gençlerbirliği futbolcuları ile fotoğraf çektirmek için adeta yarıştılar. Soldaki fotoda elinde Gençlerbirliği forması olan arkadaş Cizre'de yaşayan Ankaragüçlü birisi. Klasspor'un da sıkı takipçilerinden. Devre arasında çok uzun süremese de Ankaragücü konuştuk, kulübün yaşadıklarını tartıştık.

İki ekibin oyuncuları ve hakem, Cizrespor ve Gençlerbirliği yöneticilerinin alkışları arasında soyunma odasına gitti. Basın toplantıları esnasında stat çevresinde taraftarlar birikmeye başlamış. Aslına bakarsanız bu da çok garip bir durum değil. 19 Mayıs Stadı’nda hangi maça gelirseniz gelin maç sonrası taraftarlar futbolculara ulaşmak için takım otobüslerinin yanına yaklaşmaya çalışır. Ancak burada hem bölgenin hem de maçın hassasiyetinden dolayı polis buna izin vermemiş, biber gazı ile kalabalığı dağıtmış. Polisin söylediğine göre maytaplar atıldığı için gaz kullanılmış, Cizresporlulara göre Polis kalabalığı dağıtmak için hemen biber gazı sıkmış. O kısma direk şahit olamadım. Ama bol miktarda gaza maruz kaldım. Neyse ki Ankara’da bizi gaza iyi alıştırdıkları için elimi fotoğraf makinesinin deklanşöründen çekmeden oyuncuları fotoğraflayabildim.

MEDYANIN YAZDIKLARINI BEN GÖREMEDİM!

Bir şeye açıklık getirmem lazım. Ajanslardan oyuncuların 1 saate yakın statta mahsur kaldığı söylenmiş. Öyle bir durum kesinlikle yaşanmadı. Basın toplantıları ve yayıncı kuruluşun aldığı demeçlerin ardından kulüp yöneticileri “Oyuncularımız hazır” dediği anda soyunma odaları boşaltıldı ve zırhlı minibüslere binildi. Herhangi bir bekleme yaşanmadı. Gençlerbirliği oyuncuları da taraftara sıkılan biber gazından etkilendi ama bu süre soyunma odalarından çıkıp minibüslere binme aşamasındaki kadardı. Gençlerbirliği kafilesinde biber gazından en fazla etkilenen kişi olayları görüntülemeye çalışırken ben oldum desem yanlış olmaz.

Hızlı bir şekilde havaalanına intikal ettikten sonra oyuncular yemeğe gitti, biz de haberleri geçmeye başladık. O zaman gördük ki, servis edilen haberlere göre çok büyük olaylar olmuş. Neredeyse biz canımızı ucuz kurtarmışız. Yaşananlar ile yazılanların aynı olmadığını bir kez daha görmüş olduk.

Tarifeli seferler uymadığı için kulüp tarafından kiralanan uçağın gelmesinin ardından Ankara’ya dönüşe geçtik. Zor olduğu söylenen bu deplasmandan hiç kimsenin burnu bile kanamadan 3 puan ile Esenboğa Havaalanına ulaştık.

Başka yerlerde neler yazıldı bilmiyorum. Bu yazdığıma ne gibi tepkiler gelir orasını da çok önemsemiyorum. Ben çirkinlikleri abartarak yazmak için değil gördüklerimi paylaşmak için Cizre’ye gittim. Gördüklerimi de yazmak görevimdi.

Bunları gördüm, bunları yazdım.


  • KLASSPOR ÖZEL HABER - BÜLENT ATLAS

Süper Lig'de görünüm ve 34. hafta programı
Selçuk Şahin'den TFF'ye çağrı
2
Cavcav: "Yaz ayları bizim için yoğun geçecek"
Transfer dönemi ne zaman başlıyor?
14 yabancı için TFF'ye ne kadar ödenecek?
Süper Lig'e Türk teknik adam damgası
Facebook Yorumları
Facebook üzerinden yorum var.
Site Yorumları
YORUM YAZ
Adınız:
Yorum:
Güvenlik
Okuyucularımızın görüşleri bizim için çok önemlidir.
İçinde küfür, hakaret, tehdit, aşağılama bulunmayan; aynı bilgisayardan farklı isimler ile yazılmayan tüm yorumlar yöneticilerimizin onayından geçtikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.
17
Mehmet
13 Aralık 201402:49
yazılar pek inandırıcı değil bana göre biz maçı izledik sen cok iyimser yaklaşmışsın
16
cizreli
11 Aralık 201417:06
ben bir cizreli olarak sana tşkler ederim ağzına sağlık gerçekleri söylediğin için bütün haberler yalan söylüyorlar..
15
hayyam
10 Aralık 201421:42
"kuyunun dibinde dünyaya gelen kurbağa gökyüzünü kuyunun ağzı kadar bilirmiş. Ömrünü televizyonun karşısında geçirmeye mahkum edilen insanlık da dünyayı televizyonun içindeki gibi biliyor.... Dünyayı kendimiz görmüyoruz. Dünyamızı artık medya tasvir ediyor ve gösteriyor. Bakış açımız modüle ediyor ve dünyayı onun gösterdiği gibi görüyoruz"
14
acaba
10 Aralık 201421:27
Bu işte bir yanlışlık var ama ne Sayın Bülent Atlas bu haber ile ilgili olarak ya iyi bir para aldı yada başka bir şey bu kadar güzel bir yazı yazılamaz bu yaz neredeyse tatile cizreye gitmeyi düşünmedim değil. Televizyondan gördüklerimizin yarısını yazzanız yeter bunu kesinlekle yayınlamayacağınızı bilerek yazıyorum biraz gerçekleri yazın
13
Kayakaya
10 Aralık 201416:47
Güzel bakan güzel görür. İnşallah daha güzel günlere ülkemizin bütün fertleriyle birlikte el ele kardeşçe kavuşuruz.
12
Atesogul
10 Aralık 201414:02
Haber o kadar iyi ki, oralara gidip, o anları yaşamışım gibi oldum. Yayında emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkurler.
11
Nimet
10 Aralık 201413:53
tebrik ediyorum cok şık anlatmişsiniz. sizden tek ricamiz macin 90 dk lik bandina nasil ulaşabileceğimiz hakkinda yardimci olmaniz lutfen sesimizi duyun...
10
HANİ
10 Aralık 201413:33
ADAMIN DİBİSİN BÜLENT. Fanatikte yazar olmuş PC başında yazı kaleme almış sonra gazeteci diyip geziniyor
9
Ankara
10 Aralık 201412:47
Begendim ;)
8
cizreli
10 Aralık 201412:43
teşekkürler atlas çok güzel bir yazı ve objektif bir yaklaşımla gerçekleri yazman takdire şayandır
7
Etlikli
10 Aralık 201412:17
Bülent Atlas'ın orada bulunması bizim için çok iyi olmuştur. Bu şekilde provokatörlerin oyununa gelme riski bertaraf olmuştur. Gençlerbirliği adı gibi bütün gençliğin dostudur kardeşidir. Bu vesile ile bir kere daha kanıtlanmıştır.
6
Rüzgar ŞAN
10 Aralık 201412:04
GErçekten helal olsun çokk güzel anlatmışsın, hakkını vermişsin.. Başarıların devamını dilerim... ;)
5
Suat
10 Aralık 201412:04
Yorumsuz Net Haber, Güzel Şık Gezetecilik. Teşekkürler ATLAS
4
hasan
10 Aralık 201411:56
Emeğinize sağlık. Hep güzel baksak sorunlar büyümeden çözülecek aslında
3
Alper Kaya
10 Aralık 201411:26
Bir şeyi, gidip gören birisinin yazmasıyla evde oturduğu yerden haber geçenler arasında ne kadar fark olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Teşekkürler Klasspor.
2
06
10 Aralık 201408:10
olanı olduğu gibi verdiğiniz için teşekkür ederiz.
1
rossanegro
10 Aralık 201407:09
güzel yaklaşım güzel yazı